istanbulescortsitesi
bursa masöz escort
Bugun...


Melda ÖZEN

facebook-paylas
BU GÜLEN YÜZ BENİM Mİ?
Tarih: 03-05-2019 14:37:00 Güncelleme: 03-05-2019 14:37:00


Çok değil,  bundan onbeş yirmi yıl öncesinde,  oturduğumuz yer ve zamandan herhangi bir yüze, hani mesela o çocukluk arkadaşına ve okul anılarına,  ilk ve sonraki aşklarına, yıllar yılı kopmuş olduğun bir dönemin eski dostlarına,  yani çok geride kalmışlara ya da ne olduğunu merak ettiğin herhangi bir eski tanıdığa yaklaşmak, onu geri getirmek, müsaade almadan gelmiş bir misafir misali , fütursuzca yaşamaların içine dalmak hayal edilebilir şey değildi. 

  Ta ki facebook hayatlarımıza sinsice girip burnunu sokana kadar.

Üzerinden ne sular akıp geçmiş yaşanmışlıklardan sonra, o eski yüz ile dünyanın herhangi bir yerinde rastlaşmak hayret uyandırıcı kaderin cilvesi , Tanrı'nın yazgısınca üzerine kurgulu anlamlar yüklenilebilen , nostaljik bir duyguydu. Ve bu bizim elimizde değil de kaderin kısmetin parmağında oynayan ütopik bir olaydı sanki. 

   O ya da onları görmeden, şimdi o eskisinden daha eski dimağında kimbilir nerede ve nasıllarla hayaliyle   yaşayıp gidiyorduk. 

O çocukluğumdaki çocuk mesela, o genç ergen,  geçmişin tüm şahsiyetleri ve ait oldukları hayatlar yalnızca bir fortoğraftı ; arasıra dilediğimde albümünü açıp da bulduğum, işte ne güzel hatırladığım haliyle hatıralarım oradaydı işte. 

    Belki de o çocuğun büyüyüp koca adam olduğunu, o yaşlı kedili  teyzenin artık hayatta olmadığını,  orada  duran genç kızın şimdi çoktan hayallerine veda etmiş bir kadın ve Anne olduğunu, yaşdaşlarımın yaşlanmakta olduğunu ,  kırıştıklarını, ki bu bana doğrudan ayna tutuyor ve duygusunu geçiriyor olur, bilmem bilmeme ne gerek vardı. 

    Başarıları, başarısızlıkları,  hastalığı,  ölümü, haksızlıkları,  evlilik ve boşanmaları,  çolukları çocukları ,  torun torbaları,  neleri var neleri yoksa tüm devinimlerini orada,  bıraktığım o yerde kalmaları belki de en iyisiydi.

Hani neden diye sorulacak olsa, özlem vardı mesela derim  ama öyle böyle değil derinine özlemler,  burunda tütercesine direği sızlatırcasına,  yarım kalmak vardı mesela,  bitmemişliğin perçinlediği aşklar derdim. Dünyanın öbür ucu vardı. Bekleyenle beklenen. Uzak ve yakın vardı,  mesafeleri birbirine  bağlayan postalar...

Şimdi bir fotoğraf karesine sıkıştırılmış sıkışık yüzeysel yaşamların gülen yüzlerini görüyor ve takip ediyoruz an be an. Gerçeģin ta kendisi neydi ve küçük bir kesitten ibaret kafa kafaya dayanmış gülen yüzlerin ardı  arkası neydi ki ola???

Konuşmak vardı göz göze ,  el uzatmak, fısıldaşmak ve giz vardı kapı arkalarında saklı mahremler.

Ve bir ben vardı küçük küçücük. Ne zaman büyüdüm de büyük büyük laflar eder oldum böyle  hey!

Hey gidi günlerle başlayan yaşlı cümleler. Orta şekerli kahveyle yad edilen   "yüz yüze "  koyu muhabbetler.

Ne o bende mi bir önceki nesli arayanlardan oldum artık, yaslanmaktayım zaar. 

Elbet ne sandın ya...

 



Bu yazı 356 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI