Bugun...


Esmeri Alev Ekebaş

facebook-paylas
HAKAN YEDİCAN ile BOSNA PİRAMİTLERİ ve TAŞ KÜRELERİ Ezber Bozan Sırları SÖYLEŞİSİ
Tarih: 04-11-2019 21:16:00 Güncelleme: 04-11-2019 21:16:00


Esmeri Alev Ekebaş : Hakan Bey bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Hakan Yedican : 1978 Ankara doğumluyum. İlkokul beşinci sınıfta Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarının Vurmalı Çalgılar Bölümü'nü kazandım. Orta, lise ve üniversiteyi de aynı bölümde okudum. Lisansın üçüncü yılında sınıf atlayarak, Bölüm Birincisi ve Okul İkincisi olarak mezun oldum. Hemen ardından aynı bölümde Master'ımı tamamlayarak sonra da Doktora'ya devam ettim.

2001 yılında H.Ü.Modern Dans Sanat Dalı'nda perküsyon ve piyano çalarak başladığım araştırma görevliliğime devam ederken, H.Ü.Akademik Senfoni Orkestrasında da uzun yıllar görev aldım. Aynı yıllarda başladığım H.Ü.Ankara Devlet Konservatuvarı Vurmalı Çalgılar Bölümü Öğretim Görevliliğime devam ederken bu süreç içerisinde H.Ü.A.D.K Caz Bölümünün Bateri bölümünde de dersler verdim. Tüm öğrencilik yıllarımdan bu günlere kadar başta Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası olmak üzere birçok farklı Senfonik ve Opera Orkestralarında görevler alarak yurt içi ve yurt dışında birçok konser, turne, TV-Radyo Programları, CD kayıtlarında vb görev aldım.

Bunların yanında kendi kurduğum müzik grubumla da uzun yıllardır Bateri ve Perküsyon çalmaya devam ediyorum.

Akademik hayatımın haricinde, küçük yaşlarımdan beri dünya dışı yaşam ve ufolara olan merakım sürekli artarak devam etti. Yıllar içerisinde çok sayıda kitap okuyup araştırmalar yaparak dünya dışı yaşam, ufolar, kadim medeniyetler, Sümerler ve Anunnakiler, Piramitler, Göbeklitepe, Stonehange vb kadim yapılar, Mısır-Yunan-Hint Mitolojileri, Dinler tarihi, ezoterizm ve okültizm, Hyperborea, Pangea, Mu, Atlantis vb uygarlıkları, insanlığın kökenleri gibi birçok konuda derin araştırmalarıma devam ederek bulgularımı ve tezlerimi de çeşitli illerde seminerlerler düzenleyerek ilgili insanlarla paylaşmaya gayret ediyorum. Bu konulardaki çalışmalarım seminerler vererek, TV ve Radyo Programları yaparak devam ediyor ve halen H.Ü.A.D.Konservatuvarı Vurmalı Çalgılar Bölümünde Öğretim Görevliliğime devam etmekteyim.

Esmeri Alev Ekebaş : Sizi Bosna Piramitlerine götüren sebep neydi?

Hakan Yedican : Yıllardır araştırıp merak ettiğim bir yerdi. Birçok sırrının yeni yeni ortaya çıkıyor olması ve halen aktif frekans ve enerjiler yayıyor olması çok ilgimi çekti. Gizlenen gerçeklere daha çok yaklaştırabileceğini düşünerek ilgim arttı ve Bosna Piramitleri'ni görmeyi çok isteyen bir arkadaşımın da olayları hızlandırmasıyla kendimi Bosna Piramitlerin'de buldum.

Esmeri Alev Ekebaş :Bosna Piramitleri neden bu kadar önemli?

Hakan Yedican :Öncelikle Bosna'da tek değil beş adet piramit var; Güneş, Ay, Dünya Ana, Aşk ve Ejderha Piramitleri. Fakat en büyüğü 300m'den daha yüksek olan Güneş Piramidi. Güneş Piramidi, 30.000-34.000 yıllık geçmişiyle dünyanın en eski piramidi ve 300m yüksekliğiyle de dünyada bilinen en büyük ve en yüksek piramit. Biliyorsunuz Mısır'daki Büyük Piramit 147m yükseklikte. Piramitlerde kullanılan yapı harcı birçok farklı bilim insanı tarafından farklı saygın kurumlarca da incelendiler ve insan yapısı olduğu kesinlik kazandı. Bu beton harç, günümüzde kullandığımız beton kalitesinden çok daha yüksek kaliteye sahip.

Esmeri Alev Ekebaş :O bölgedeki tünellerden de bahsedebilir misiniz?

Hakan Yedican :Bosna'da aslında birçok tünel var ve çok azı keşfedilip açılmış durumda. Bunlardan en önemlileri ise KTK ve Ravne tünelleri. KTK tüneli su baskını sebebiyle şu anda kazılamıyor ama Ravne tünel sistemi ziyarete açık. Güneş Piramidine 4km uzaklıkta olan girişinden 320m ileriye kadar temizlenmiş durumda. Temizlenmiş diyorum çünkü bu tünelde bulunan 34.000 yıllık organik ahşap parçasıyla ve diğer örneklerle yaşının çok eski olduğu tespit edilmiş fakat tüneller yaklaşık 6.000yıl kadar önce tıpkı Göbeklitepe ve Nemrutta olduğu gibi bilinçli bir şekilde yapanların haricinde başka bir ırk tarafından, dere yatağı taşlarıyla tamamen tıkanmışlar ve bazı geçişler özellikle büyük kayalar dizilerek kapatılmışlar. Bu gevşek yapılı dere çakıllarını temizledikçe tüneller ortaya çıkıyor ve çok büyük olasılıkla da piramitlere bağlanıyorlar. Fakat henüz Güneş Piramidine bağlanması için açılması gereken birkaç kilometrelik tünel var. İşte oraya gelindiğinde daha ne sürprizler bizi bekliyor kimse bilmiyor.

Esmeri Alev Ekebaş :Tünellerin ilginç özelliklerinden de bahsedebilir misiniz?

Hakan Yedican :Tünellerin şimdilik tek giriş-çıkış noktası olsa da derinlerde oksijen azalmak yerine artan seviyelere ulaşıyor. Ayrıca yaz-kış sabit 12C derecede. Tünelin içinde ayrıca Mavi Göl adı verilen bir göl de bulundu. Tünel içindeki suların yaşam enerji seviyesi yani Bovis değeri çok yüksek, tıpkı Zemzem suyunda olduğu gibi yaşam enerjisi açısından şifa kaynağı. Tüm bu şifa özellikleri de bilimsel olarak tespit edilmiş ve dünyanın dört bir köşesinden de insanları şifa bulabilmek amacıyla kendisine çekiyor.

Esmeri Alev Ekebaş :Tünellerdeki Megalitler ve özellikleri nelerdir?

Hakan Yedican :Tünelde ilerledikçe K-1 ve K-2 Megalitleri ve yani devasa taş bloklar var. Bunlar dört katmandan oluşuyor ve muhtemelen en iç kısımlarında da kristaller var. Çok önemli bir konu da bu katmanların ilk iki katının eritilerek yapıldığı ve sonraki iki katmanın da bunlara kaplandığıdır. Tünellerin altında akarsular var ve bu suların ikiye ayrıldığı yerin tam üzerinde bu megalitler özellikle konumlandırılmışlar. Bu sayede akan suyun negatif enerjisini megalitler tarafından pozitif enerjiye çeviriyorlar, bir nevi Orgonit işleviyle Orgon enerjisi üretiyorlar yani. Tüm bu değerler bilimsel olarak tespit edilmiş durumda ve insan sağlığına çok büyük faydaları olan çok güçlü pozitif enerjiler oluşturuyorlar.

Esmeri Alev Ekebaş :Piramit ve Tünel sistemleri doğal şekilde oluşmuş olabilirler mi?

Hakan Yedican :Kesinlikle hayır. Çünkü Güneş Piramidi, Mısır ve diğer piramitlerden daha da hatasız olarak kuzey-güney-doğu-batı eksenine dünyada en iyi hizalandırılmış şekilde inşa edilmiş. Üç piramidin araları eşit olarak 2.180m ve eşkenar üçgen oluşturuyorlar. Güneş Piramidinin zirvesinden 28.4kHz lik bir enerji frekans yayılımı var ve eteklerinden alınan beton örneklerinin de yine insan yapısı oldukları bilimsel incelemelerle kanıtlandı. Tünellerdeki eritilmiş dört katmanlı kayalar da kesinlikle doğal oluşum değiller. Bunlar gibi onlarca bilimsel kanıt bulunmakta ve hepsini de konusunda uzman seçkin bilim insanları ve çok çeşitli ülkeler ve üniversitelerde yapılmış bilimsel testlerde kanıtlanmış bilimsel ölçümlere dayanıyor. Kısacası Piramitler de tüneller de megalitler de taş küreler de insan yapısı değiller ve bunların bilimsel kanıtları var.

Esmeri Alev Ekebaş :34.000 yıl önce piramit ve tünelleri kimler yapmış olabilir? Bu iddia bize öğretilen tarihle çelişmiyor mu?

Hakan Yedican :Evet, kesinlikle bize öğretilen tarihle uyuşmamakta çünkü bizlere öğretilen tarih sistemi gerçekleri tamamen açıklayamıyor ve çelişkilerle dolu. Bu kadar eski ve gelişmiş teknoloji ve mimariyi avcı-toplayıcı maymunumsu cilalı taş devri insanıyla açıklayabilmek ne bilimseldir ne de mümkündür. O dönemlerde dünyada çok ileri teknoloji, mimari, matematik, geometri, astroloji ve astronomi gibi dallarda çok ileri seviyeli varlıkların olduğu artık görmezden gelinemeyecek şekilde bilimsel kanıtlarıyla ortadadır. Bunlar muhtemelen Sümer öncesi dünyaya gelmiş, Mu ve Atlantis'in ardılları olan ırkların yani Sümer Tanrıları veya son dönemlerde Anunnakiler olarak adlandırılan dünya dışı kökenli insansılar olmaları çok muhtemeldir. Zaten bir süre sonra dünyanın her yerinde aynı Tanrılar, aynı semboller, aynı hikayeler, aynı dinsel ritüeller, aynı piramitler, aynı mimariler gibi birçok ortak ifadeye rastlıyoruz ki bunlar günümüzde de dinlerin kökenlerini oluşturmaktadır.

Esmeri Alev Ekebaş :Bu tarihler semavi dinlerde anlatılan hikayelerle çelişiyor mu sizce?

Hakan Yedican :Tüm kutsal kitapları, Kur'an-ı Kerim'i, mitolojileri vb incelediğinizde, Adem-Havva'nın soy ağacını günümüzen en fazla 6.000-7.000 sene öncesine götürebilirsiniz. 34.000 yıllık teknolojik yapılar bu türle bilimsel olarak açıklanamaz. Ancak bu durum sizi yanıltmasın, aynı kutsal kitaplar Adem ve Havva'dan önce birçok insan ve cin kavimlerinin dünyada yaşadığını, bu günkünden daha ileri teknolojilere ulaştığını ama sonra yok edildiğini de çok net bir şekilde bizlere anlatmaktadır zaten. Yani bir çakışma değil tamamlanma söz konusudur. Örneğin Tevrat'ta geçen Nefillim, Düşmüş Melekler, Anunnaki, Mu, Atlantis, Sümer Tanrıları, Mısır Tanrıları, Yunan Tanrıları, Hint Tanrıları ve mitolojilerdeki tanrıları çok iyi kavramak gerekiyor bu kritik noktayı anlayabilmek için fakat bu çok uzun başka bir konu. Yani o dönemdeki insanlar değil o insanların tanrı dedikleri varlıklar da var işin içinde.

Esmeri Alev Ekebaş :Bu tarihler ve kanıtların "Evrim Teorisi"yle ilişkisi hakkında neler söylemek istersiniz?

Hakan Yedican :Ben türler arası evrim teorisine çok sıcak bakamıyor ve tam anlamıyla kabullenemiyorum. Evrilmeyi tür içi entropi yani bozulup melezlenmeler olarak sadece tür içi olabilirliğine sıcak bakıyorum. Zaten evrim teorisi, medeniyetler/türler ilkelden gelişmişe doğru giderler felsefesine inanıp savunmaya çalışıyor, fakat 34.000 yıl önce 300m astrolojik yüksek teknolojili yapılar, eritilen kayalar vb pek evrimin ilkelden gelişmişe teorisine uyumlu değil. Evrim bir teori ve bu da benden bir teori olsun; "Uzak geçmişimizde bugünkü teknolojimizden çok daha üst seviyeli türler dünya üzerinde bir dönem yaşadılar ve neandartel, homoerectus, homosaphiens, homosaphiens-saphiens vb geçişleri öncülü olmadan yani kayıp halkalı sıçrayışlarla bu gelişmiş uygarlıkların müdehalesiyle oldu ve işte bu yüzden evrimciler hala kayıp halka arayışındalar". Bosna piramitleri de bu iddiaya harika bilimsel ve tarihsel kanıt teşkil eder. Bunları evrimle açıklayabilmemiz için 34.000 yılda çok daha gelişmiş mimariler ve teknolojiler kullanıyor olmalıydık ama hala bu muazzam yapıları çözebilmeyi bile tam anlamıyla başarmış değiliz.

Esmeri Alev Ekebaş :Bazı bilim insanları Bosna Piramitlerinin doğal olduğu ve yeterli bilimsel kanıtın olmadığı iddialarına ne cevap verirsiniz?

Hakan Yedican :Bosna Piramitleri ve tünellerindeki iddiaların hepsi seçkin bilim insanlarının konusunda uzman kurumlarca yapılmış onlarca hatta yüzlerce bilimsel test, analiz,tahlil,deney ve ölçümleriyle bilimsel olarak kanıtlanmış ve bilimsel kongrelerde ilan edilmiş verilere dayanmaktadır. Tüm bu bilimsel veriler bize bu yapıların yüksek teknojiyle yapıldıklarını ve doğal olmadıklarını göstermektedir. Her geçen gün de yenilerinin ekleneceği ve eninde sonunda herkesin bilimsel olarak kabul edeceği de aşikardır. Bu konudaki seminerlerimde tüm bu bilimsel kaynakları, bilim insanlarını, uluslararası bilimsel kongreleri vb detaylarıyla paylaşmaktayım.

Esmeri Alev Ekebaş :Tüneldeki megalitlerin üzerindeki sembollerin anlamları ve önemleri nedir?

Hakan Yedican :Bu konu çok önemli. Kullanılan semboller Runik Alfabeye çok benzemekte. Bir kayanın üzerindeki sembollerin anlamını Amerikalı emekli Prof.Bobbie Scarfe, Ralph H. Blum’un run kitabeleri hakkında yazdığı ve Runlar Kitabı olarak adlandırdığı kitaptan küçük bir tercüme yapmış;

“Giriş kapanmış, öylece duruyoruz. Yıldız kapısından geçmemiz mümkün oluncaya kadar, savunmak ve fethetmek için

birer savaşçı gibi davranmamız gerekecek”.

Sadece bu bile heyecan verici değil mi? Yıldız Kapısını açamayıp dünyada belli bir süre mahsur kalan dünya dışı yaşamı anımsatmıyor mu size de?Ayrıca bu semboller konusunda benim de bir iddiam var; Dr.Semir Osmanagich Fransa'daki Glozel Tabletlerinin sembolleriyle %55 uyumlu olduğunu tespit etmiş.Ancak bu konuda yaptığım araştırmalara göre bu semboller Orhun Harfleri ve Ön Türkçe'de kullanılan sembollere dah çok yani %75 oranında uyumlu gibi görünüyor.Yani sembollerin özü Ön Türkçe'ye dayanıyor olabilir ki bu iddia fazlasıyla araştırılmayı hak etmektedir.Ayrıca Antik Peru'nun Wari ve Ica Kültürleriyle de birçok ortak yönü var ki bu bağlantıyla daha başka tezlerimi de ortaya çıkarttı.Bu konuların çok detaylı şekilde araştırılması gerekmekte ve bu araştırmaların da tüm tarihimizi değiştirecek çok önemli kilit noktalara ışık tutacağına hiç şüphem yok.

Esmeri Alev Ekebaş :Göbeklitepe 12.000 yıllık geçmişiyle tarihçilerin ve ilahiyatçıların kafalarını ve sistemlerini karıştırmışken 34.000 yıllık iddialar neleri değiştirebilir?

Hakan Yedican :Bu noktada ilk olarak şunu söyleleyim ki Bosna Piramit bölgesi tünellerindeki sembollerin birçoğu Göbeklitepedekilerle çok büyük benzerlikler gösteriyor. Yani Göbeklitepeyle bağlantılı olması ihtimali çok yüksek. Bunun haricinde debaşka bağlantılar var. Bu tarihlerde böyle gelişmiş bir medeniyet olması uygarlıkların ve canlıların ilkelden gelişmişe doğru gittiği tezini tamamen yok eder ve evrim teorisini geçersiz kılar.

Esmeri Alev Ekebaş : Taştan devasa küreler hakkında neler söylemek istersiniz?

Hakan Yedican :Bosna'da toplamda 22 farklı yerde bu taş küreler var. Kimse kimin,niçin,ne zaman yapıldığına dair çok net birşey söyleyemiyor. Fakat bu taş küreler sadece Bosna'da değil dünyanın birçok yerinde de varlar. İşin ilginç tarafı bu kürelerin tüm dünyada aynı teknikle yapılmış olması; eritilerek kalıba dökmek! İşte bu teknoloji işi çıkmaza sokuyor çünkü kayayı eritmek yüksek teknoloji gerektirir. O ebatlardaki bir kayayı öyle odunla kömürle de eritmek neredeyse imkansızdır. Hele ki kalıba dökmek işleri iyice

karıştırmaktadır. Dünyanın en büyük taş küresi yine Bosna'dadır ve piramitlerle ilgisinin olduğu düşünülmektedir.

Esmeri Alev Ekebaş : Bosna Piramitlerinin kaşifi Dr.Semir Osmanagich ile de görüşmelerinizden biraz bahseder misiniz?

Hakan Yedican : Dr. Semir Osmanagich ile ilk Bosna ziyaretim de tanışma şansım oldu ve kendisiyle uzun süre sohbet ettik. Bosna Piramitleri ülkemizde henüz hak ettiği tanıtıma sahip değil. Bir sonraki Bosna ziyaretimde kendisini, orada düzenlediğim seminerime davet ettim, beni kırmadı, gelme inceliğini gösterdi ve seminerime katıldı ve bu konulardaki sunduğum iddialarımı taktir etti. Bu benim için gerçekten çok değerli oldu. Araştırmaları Dünya bilim otoriteleri tarafından bilimsel olarak onaylanmıştır. Bosna Piramitleri konusunda edindiğim bilgi ve belgelere dayanarak ben de bu konuda Ülkemde seminerler vermeye başladım, detaylı şekilde anlatarak insanlık tarihinin bizlere anlatıldığından çok daha farklı olduğunu ve Bosna Piramitlerinin de bu konuda çok önemli olduğunu izah etmeye çalışmaktayım.

Kendisine bu vesile ile tekrar teşekkür ederim, yazmış olduğu kitap sayesinde bilinmeyen bir çok araştırma ve sonuçlara ulaşma şansım oldu.

Esmeri Alev Ekebaş :Hakan Bey son olarak, başka hangi konularda araştırmalarınız var ve sizin bu çalışmalarınızı takip etmek isteyenler ne yapabilirler?

Hakan Yedican :Bu konu ve daha birçok konuda yirmi yılı aşkın süredir çok derin araştırmalar yapmaktayım. Bizlere öğretilmiş olan birçok şeyin bilerek ya da bilmeyerek hata ve eksikleri olduğunu, birçok konunun derinden birbirleriyle bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Tüm dinleri, mitolojileri, piramitleri, antik uygarlıkları, kadim tarihi, dünya dışı yaşam ve ufoları, Anunnakileri, okült-ezoterik örgütleri ve megalitik yapıları vb inceliyor ve ulaştığım şaşırtıcı bilgileri de sunum haline getirerek birçok ilde seminerler vererek ilgilenen insanlarla paylaşıyorum. Şimdilik Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Bodrum ve Datça'da devam etmekteyim ancak diğer illerimize de ulaşıp bulgularımı aktarmayı da her zaman arzu etmekteyim. Bu konuda beni sosyal medya üzerinden özellikle Facebook'dan takip edebilir ve bizzat e-posta ile iletişime geçebilirler. Sizlere de bu değerli röportajınız için teşekkürlerimi, sevgi ve saygılarımı sunarım :)

 



Bu yazı 944 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI