Bugun...


Erdem YÜCEL

facebook-paylas
Pastırmayı kim yedi?
Tarih: 18-05-2019 16:21:00 Güncelleme: 18-05-2019 16:21:00


Muhalefet ve bir kısım basın  tutturmuş; ekonomi kötüye gidiyor diye!..

Geçmişte de güzel, sıkıntılı ve zor günler yaşamıştık; O zamanlar kemerleri sıkalım denmiş, bazıları buna inanmış, bazıları da gülüp geçmişti… Ne var ki, yaşadığımız son yerel seçim bizlere çok şeyler öğretti. Başkanlığı kazanan belediye başkanları daha öncekilerin nerelere nasıl paralar harcandıklarını açıkladılar. Bununla da yetinmeyerek kimlere ne ödendiğini, ne gibi bağışlar yapıldığını, borç miktarlarının ne olduğunu gösteren listeleri halkın göreceği yerlere astılar…

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kısa süre yapabilen Ekrem İmamoğlu da bazılarının adını bile duymadığı vakıf ve derneklere büyük miktarda yardımlar yapıldığını açıkladı. Basından ve sosyal medyadan öğrendiğimiz kadarıyla bunların İstanbul toplumuna ne kadar yararı olduğunu bilemeyiz. Belki faydalıdır belki değildir!..

Yeni seçilen belediye başkanlarının, öncekilerin yaptığı harcamaların israf boyutlarına ulaştığını görünce kafaları enikonu karışmış olmalı... Son olarak Kastamonu Belediyesini AKP’den alan MHP’li yeni başkanın yüz bin liralık pastırma faturası dikkati çekmiş ve bunu açıklamakta bir neden görmemiş…

Şimdi kafalar karışmış olmalı yüz bin liralık pastırmayı kimler yemiş?

Kimsenin günahını almayalım yüz bin liralık pastırma yenmiş veya hesaba uymayan bir başka harcama pastırma ile ödenmiş olabilir…

Belki de pahalı olan pastırmayı yiyemeyen Kastamonululara bir kıyak yapılmış da olabilir…

Aslına bakarsanız basında yer alan savurganlık örneklerini görüyor ve seviniyoruz!  Bol keseden harcananlar, yüksek fiyatlarla kiralanan son model arabalar, kira bedelleri bizim güçlü ekonomimizin göstergesidir diye düşünüyorum!

Osmanlının son yüzyılına baktığımızda batının örneklerinden esinlenen, özenilen; Ermeni Balyan ailesinin yaptığı saraylar kasırlar, köşkler İstanbul’da peş peşe birbirini izlemişti. O günlerin har vurup harman savurma politikasından ötürü ekonomi dengelenememişti, Galata bankerlerinden alınan borçlarla karşılanmaya çalışılmıştı. Ancak borçlar bir yana faizler de ödenemeyince batı ülkeleri Düyunu Umumiye  (Osmanlı devletinin diğer devletlere olan borçlarını düzenleyen ve ödenmesini sağlayan yabancıların çoğunlukta olduğu kurum.) yönetimiyle devletin gelirlerine el koymuştu.

Tanrı o günleri bir daha toplumumuza göstermesin demekten başka elden bir şey gelmiyor.

Türkiye’de yaşanan savurganlık yaşadığım geçmiş günleri hatırlattı; İstanbul’un dört büyük müzesinden birinin yöneticisiydim. Müzeciliğimizin altın yıllarını yaşadığı o günlerde çağdaş müzeciliğin öngördüğü koşullarda görevimizi yapıyorduk. İstanbul’un diplomatik protokolünde yer alan bu müzelerde sürekli sergiler, konferanslar ve resepsiyonlar düzenlenirdi. Kuşku yok ki, bunun için harcanan para müze derneklerinden sağlanırdı. Nedense kış ayları yerine yaz aylarında, siyasal, hukuk eğitimi almamış, çoğu da öğretmen kökenli bakanlık müfettişleri dernek hesaplarını kontrol eder, fazla bir harcama yapılıp yapılmadığını soruştururdu. Bir gün onlara neyi araştırıyorsunuz dediğimde; “kimsenin boğazından bir şey geçmiş mi onu arıyoruz” cevabını almıştım. Müzelerin en iyi şekilde tanıtılmasını düşünmezler, en ufak bir açığı yakalamaya çalışırlardı.

O günlerde bizleri sıkıntıya sokan bir başka konu da araba saltanatıydı.  Üç müzenin müze hizmetleri için dernekçe satın alınan araçları vardı ama hafta sonları Ankara’dan gelen bakanlık üst düzeyinin emrine verilir, sonra müfettişler benzin hesabını bizlerden sorarlardı.

Sorunlardan bir diğeri de Bakanlıktan zaman zaman bazı kişiler adına gönderilmesi istenilen çiçeklerdi. Onlara harcanan dernek parasının hesabını yine de müfettişlere vermekte zorlanır, türlü yollara, çarelere başvururduk.

Boğazlardan yasak bir lokma geçti mi diye müze müdürlerini araştıran o günlerin öğretmen kökenli müfettişleri acaba yıllar sonra belediyelerde olup bitenleri hayal etmiş olsalardı bizleri öylesine sıkıştırırlar mı diye düşünüyorum.

Her şey bir yana yine sizlerin de aklına takılan bir soruya dönmek isterim; sahi o pastırmayı kimler yedi?



Bu yazı 303 defa okunmuştur.

celal Ersoy / 18-05-2019 18:32

gerçekten, kim yedi?



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

GÜNLÜK BURÇ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI