Bugun...


Erdem YÜCEL

facebook-paylas
Gazetecilik zor meslek!...
Tarih: 23-05-2019 22:42:00 Güncelleme: 23-05-2019 22:42:00


Mesleklerin hiç biri kolay değildir ama gazeteciliği kurallarına uygun, tarafsız olarak yaparsanız çok zordur. Birkaç gün öncesi CNN-Türk’ün “Tarafsız Bölge” programını izlerken bunun zorluğunu bir kez daha anladım. Ahmet Hakan’ın konuğu İstanbul’un seçilmiş, ancak 17 gün sonra mazbatası elinden alınmış Ekrem İmamoğlu karşısında düştüğü durum bu zorluğun tipik bir örneğiydi. Bir yanda karşısında liderliğin tüm özelliklerini üzerinde toplamış, bilgili bir kişi, bir yanda da ekmeğinden olma korkusu içerisinde bocalayan bir gazeteci…

Gerçekten kolay değil…

Gazeteciliğin en zorlu yanlarından birisi de yüzlerce, binlerce yazı yazar, televizyonda sunuculuk yapar beğenilirsiniz. İnsan egosu olarak ben vazgeçilmezim diye düşündüğünüz anda birilerinin işine gelmeyen bir yazı yazar veya bazılarının hoşuna gitmeyen bir şeyler söylersiniz o ana kadar bütün yaptıklarınız bir kalemde silinir, atılır… Her şey bir yana kapının önüne konulmanız işten bile olmaz… Basında bunun sayısız örneklerini yakın tarihlerde hep birlikte görmüştük…  

Yazılı ve görsel basının kaderi hiç değişmiyor…

Bu yönden gazetecilik zordur…

Gazetecilikle uzaktan yakından ilgisi, bilgisi olmayan ticaret erbabının patron olduğu süreçte basında çalışmak çok zordur.  Hele patronların iktidar ile ilişkisi olması gazeteciyi zorlar… Çıkar ilişkileri gazeteciliği bir yana atar… Gazetecinin gözünün yaşına baktırmaz…

Para tatlıdır, bazılarında her şeyin önündedir…

Yıllar önce aynı gazetede yazdığım rahmetli dostum Ahmet Kabaklı’nın bir sözünü hep hatırlarım:” Basında yazarın hakkını veren, onu tartacak bir terazi bulunmaz” demişti. Gerçi o günlerin basını bugünden çok farklıydı; yayın organlarını başında gerçek gazeteci, yazıdan anlayan patronlar ve hepsinden öte gerçek yazarlar vardı. Gazete sütunlarına bugün olduğu gibi paraşütle inilmezdi. Muhabirlikten yetişilir, tırnakları ile söke söke o mertebeye ulaşılırdı.

Televizyon sunucuları programlarına davet ettikleri konuşmacıya önceden hazırlanmış çanak sorular sormaz, birilerinin hoşuna gitmesi için karşısındakini zor duruma düşürmezdi.

Ahmet Hakan’ın Ekrem İmamoğlu’nu davet ettiği programı izlerken sunuculuğun nereden nereye geldiğini düşündüm ve o yazarın o günkü haline gerçekten üzüldüm.

Ahmet Hakan sert bir kayaya çarpacağını önceden bilmeydi. İmamoğlu’nun sakin durumunu,  sinirlenmeden sorulara yanıtlayacağını, konulara hâkimiyetini bilmeliydi. İnsan kendine çok güvenmemeli; el elden üstündür sözü unutulmamalıdır.

 Programa başlarken çok sorular var, hepsine kısa yanıtlar verin derken, sürekli önündeki bir şeye (herhalde tablet veya telefon olacak)  bakıyordu.

Ahmet Hakan’ın belki de bilmediği toplumların umutsuzluğa düştüğü, beklenmedik anlarda yeni bir liderin ortaya çıkmasıydı. Tarihte Türkiye’de bunun sayısız örnekleri  vardır. Toplumun yeni bir lider umudunun bittiği anda yerel seçimde çoğu kişinin ismini bile bilmediği bir lider Beylikdüzü’nden çıktı. Kısa sürede bütün yurdun sevgisini kazandı.  Türkiye’nin umudu oldu.

Devletin bütün imkânlarına sahip rakibi karşısında ismi bilinmeyen bu kişi beklenmedik başarı kazanarak İstanbul’un Belediye Başkanı seçildi. Halkın içerisine karışarak onlarla sohbet etti, kendisini tanıttı, sempatik, hoşgörülü tavırları, kötü söz söylememesi, sevgiden, bütünleşmeden yana olmasıyla yalnız Türkiye’de değil kısa sürede dış ülkelerde de ismini duyurdu. Belki de toplumun beklediği bir liderdi.  Hakkında övgülü yazılar yazılmaya başlandı. Bütün engellemeleri aştı ve İstanbul Belediye Başkanlığını 25 yıl sonra CHP’ye kazandırdı.

Ahmet Hakan böyle bir lideri programına konuk ederek büyük bir talihsizlik yaşadı. Konuğunu belki de açmaza düşürmek isterken kendisi zorlandı. Konuğu çetin çıktı ve sunucu büyük ihtimalle aldığı talimat üzerine programını yarım saat önce bitirmek zorunda kaldı. Oysa o sırada konuşma belediyenin israfına harcananlara gelmişti.  İmamoğlu’nun daha yarım saatimiz var demesi bir işe yaramadı. Kuşku yok ki, programı izleyenler anlamak istediklerini anlamışlardı. Programın tekrarı her zaman olduğu gibi yapılmadı, kanalın haber bültenlerinde de değinilmedi… Ahmet Hakan ertesi günkü köşe yazısında bir bakıma günah çıkarmaya çalışması da bir bakıma çırpınış olarak nitelendirildi.

Bu olay bir kere daha göstermiştir ki; gazetecilik zor meslek… Hele bir yerlere bağımlıysanız…



Bu yazı 273 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

GÜNLÜK BURÇ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI