Bugun...


Erdem YÜCEL

facebook-paylas
Datça’dan çıktım yola…
Tarih: 11-02-2019 16:02:00 Güncelleme: 11-02-2019 16:02:00


Datça’dan yaklaşık iki aya yakın bir zamandır uzaktayım. Orada neler olup bittiğini sosyal medyadan ve dostlarla yaptığım telefon görüşmelerinden öğreniyorum. Uzun süredir yaşanmamış doğa olayları, şiddetli yağmurları ve yaşamı felce uğratan fırtınaları öğrendim. Doğanın neden bu şirin sahil kasabasına böylesine acımasız davrandığına bir anlam veremiyorum.

Yeni Yıla Antalya’da girmek istedim. Çünkü Datça’daki otel ve restoranlarda yılbaşını fasıllı, türkülü bir ortamda yaşamak istememiştim. Önceki yıllarda bu hataya düşmüş, rezervasyon yaptırırken vaat ettikleri müziği değil, yılbaşı ile ilgisi olmayan müzik türleri ile eğlenmek zorunda bırakılmıştım.  Antalya’da da umduğumu bulamadım. Yeni yıla giriş dakikalarında şehrin belirli ana caddelerinde, kıyı boyunda yoğun bir kalabalık vardı ama Yeni Yıl kutlaması ile ilgili ne bir konser, ne de coşku vardı. Birkaç havai fişek atıldı; hepsi o kadar. Yalnızca şehirdeki lüks oteller biraz daha halliceydi…

Antalya’da dikkatimi çeken bir nokta da gazete satan dükkânların yok denilecek kadar az oluşuydu. Aslında var da okumak istediğiniz gazeteyi bulmak biraz zordu. Bulamadım da zaten… Büyük alışveriş merkezleri vardı ama içerisinde gazete dergi yoktu… Bu yüzden Türkiye’de ne olup bittiğinden habersiz bir 12 günü (cep telefonu ile internetten faydalanma konusunda hala acemi olduğumdan) dünyadan kopuk yaşamak zorunda kalmıştım!..

Datça’da yaşadığım yedi yıl boyunca kar yağışına hasrettim. Biraz da bu yüzden uzun süredir görmediğim eşimin ailesi, dostları, tanıdıkları görebilmek için Konya Ereğli’sine gitmek üzere yola koyulmuştum. Orada son kitabımın düzenlemesini yapacaktım. Antalya’dan yola çıktığımda hava güzeldi, ne var ki; Seydişehir’e yaklaştığımızda birden doğa değişti; yolun iki yanındaki sırt ve uçurumlardaki karla kaplı çam ağaçları yıllardır özlediğim görüntülerdi. Kara yollarının iş makineleri yolu açmaya çalışırken, kar lastiği takmayan Ankara plakalı bir otomobil birden kaydı ve yol kapattı. Epey bir süre bir yanı dağın yamacı, diğer yanı uçurum kenarı olan yolda bekledik. Otobüslerden ve diğer araçlardan inen insanlar o otomobili yerinden oynatmaya çalışırken ne kadar sorumsuz insanlar var diye düşünmekten kendimi alamamıştım. Sonunda yol açıldı; Seydişehir ovasına yaklaştığımızda karlar biraz olsun azaldı ve Ereğli’ye doğru yola koyulduk.

Ereğli’ye yaklaşırken kardan hiçbir iz yoktu. Ancak geldiğimizin üçüncü günü yoğun bir kar yağışına uyandık. Yıllardır görmediğimiz karla haşır neşir olduk; epey fotoğraf çektik.  Geçmiş yıllarda Ereğli Belediye Başkanı Hüseyin Obrukçu ile röportaj yapmış, şehirde bir takım bağnaz insanlarla karşılaşmış ve pek de müspet olmayan bir yazı yazmış sonradan, bazılarınca tenkit edilmiştim. Bu kez Ereğli’de seçim atmosferi içerisinde aydın insanlarla bir araya gelme olanağını buldum. Önümüzdeki yazımda yerel seçime hazırlanan Ereğli izlenimlerimi yazacağım.

Şimdilik hoşça kalın sevgili okuyucularım…



Bu yazı 63 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


GÜNLÜK BURÇ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI