Bugun...


Erdem YÜCEL

facebook-paylas
Beklenen lider İmamoğlu mu?
Tarih: 10-05-2019 11:24:00 Güncelleme: 10-05-2019 11:24:00


Tarihler toplumların umutsuzluğa düştüğü anlarda ve beklenmedik zamanlarda yeni bir liderin ortaya çıktığını ve onları peşinden sürüklediğini yazmıştır. Dünya ve Türkiye tarihinde bunun sayısız örneklerini görürüz. Osmanlının çöktüğü, emperyalizmin egemenliğini kabul ettiğinde, bir anda ortaya Atatürk çıkmış, Çanakkale Savaşında ismini duyurmuş, milletin makûs talihini değiştirmiştir. Hindistan’da Mahatma Gandi, Arjantin’de geçenlerde doğumunun yüzüncü yılı kutlanan Eva Peron, Küba’da Fidel Castro,  Pakistan’da M.Ali Cinnah, Güney Afrika’da Nelson Mandela ve daha niceleri… Kısacası milletlerin veya toplumların karamsarlığa, umutsuzluğa düştüğü anlarda çoğu kez biri ortaya çıkmış, toplumu kucaklamış, onların sevgisini kazanmıştır.

Siyasetçiler tarihi, gelmiş geçmiş liderleri kulaktan dolma değil de, okuyarak araştırarak öğrenmeli, hepsinden öte düşünmelidir. Tarihin tekerrür ettiğini (tekrardan) anlamalıdırlar. Böyle yaparlarsa, geçmişten dersler çıkarır ve ileriye çok daha emin adımlarla yürürler.

Yakın tarihte ülkemizde yıllar yılı hep aynı liderleri ve yandaşlarını gördük. Toplumun yeni bir lider beklentisi umudunun bittiği anda yerel seçimde yıldızı parlayan biri Beylikdüzü’nden çıktı ve bir anda toplumun sevgisini kazandı. Kısa bir süre öncesine kadar büyük çoğunluğun ismini bile duymadığı bu adam şimdilerde umut oldu… Oysa hiç kimse böyle birinin çıkacağını hesaba katmak bir yana düşünmemişti bile… Seçim öncesinde de CHP dışındaki bazı siyasiler onu küçümsemişlerdi.

Devletin bütün imkânlarına sahip rakibi karşısında ismi bilinmeyen bu kişi beklenmedik başarı kazanarak İstanbul’un Belediye Başkanı seçildi. Halkın içerisine karışarak onlarla sohbet etti, kendisini tanıttı, sempatik, hoşgörülü tavırları, kötü söz söylememesi, sevgiden, bütünleşmeden yana olmasıyla yalnız Türkiye’de değil kısa sürede dış ülkelerde de ismini duyurdu. Belki de toplumun beklediği bir liderdi.  Hakkında övgülü yazılar yazılmaya başlandı. Bütün engellemeleri aştı ve İstanbul Belediye Başkanlığını 25 yıl sonra CHP’ye kazandırdı.

Seçim 31 Mart akşamı bitmişti ama mazbatası bir türlü verilmedi.  İktidarın çeşitli itirazlarıyla oyların bir bölümü defalarca sayıldı, spor müsabakalarında stadlar ve spor salonları “mazbatayı ver” sloganlarıyla yankılandı ve seçimden 17 gün sonra mazbatası verildi. O gün Saraçhanebaşı’nda Belediye Sarayı önünde büyük bir topluluk yeni başkanını kutladı. İstanbullular yeni başkanını seçmişti. Ancak kader ağlarını örüyordu. İktidar partisi bir bakıma hazine olan, devlet içinde devlet olan İstanbul’u kaybetmek istemiyordu, çeşitli girişimlerde bulundu, iddialar ortaya attı ve sonunda YSK dörde karşı yedi oyla seçimi iptal etti, İmamoğlu’nun mazbatasını elinden aldı.

E.İmamoğlu birkaç günlük başkanlığında seçim öncesi verdiği sözleri meclisin engellemelerine karşı yerine getirmeye başladı. Belediye’nin başına TC’yi koydurdu, öğrencilerin ulaşım ücretlerini düşürmek, su parasını indirmek istedi, açık şeffaf yönetim yapacağını açıkladı, derneklere,  cemaatlere, spor kulüplerine verilen paraları keseceğini ilan etti, bazı ihaleleri iptal etti. Böyle olunca da görevden alınması hız kazandı.

İstanbul’un seçimi daha şimdiden tarihe geçmiştir. Yerel seçim bir anda genel seçime dönüşmüştü. Ekonomik sıkıntıdan, işsizlik ve enflasyondan bunalanlar onun yanında yer almıştı. CHP’nin İstanbul örgütü ve milletvekilleri oy torbalarını kontrol altına aldılar, gece gündüz başında beklediler. Mutlu sona ulaştılarsa da çoğu kişinin beklediği gibi YSK kararına yenildiler.

Hukukçu olmadığımdan YSK’nın verdiği karara bir yorum getirme hakkına sahip değilim. Çeşitli yayın organlarında hukukçular tartışıyor, onları dinleyenler bazı gerçekleri öğreniyor. Bazıları bu kararın demokrasi tarihimizde bir leke olduğunu söylüyorlar. Bununla ilgili pek çok eserin yazılacağını, şimdilerde sesleri çıkmayan üniversitelerin hukuk fakültelerinde ileride doktora veya doçentlik tezlerinin hazırlanacağını sanıyorum.

İmamoğlu sandıkta kazandı masada kaybetti sözüne de katılıyorum. Önümüzdeki 23 Haziran günü çok şeylere gebe olabilir. Belki demokrasi kazanacak belki de kaybedecek onu da bilemiyoruz.

 

 

 



Bu yazı 178 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

GÜNLÜK BURÇ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI