Bugun...


Erdem YÜCEL

facebook-paylas
Aşk Üzerine
Tarih: 13-04-2019 13:06:00 Güncelleme: 13-04-2019 13:06:00


Bizim toplumda bazılarının yeri geldikçe söylediği bir söz vardır; bu gönlün yazı var kışı var… Gün oluyor bu sözü doğrularcasına bende de siyasette yaşananlar, bir türlü ilan edilemeyen seçim sonuçları, birbirini tutmayan çelişkili kararlar, yazma isteğimi engelliyor. Bugün siyasi bir yazı yerine toplumun büyük çoğunluğunu ilgilendiren bir konuyu ele almak istiyorum; aydın ve mutlu insanların ulaşabildiği, yeteneksiz veya toplumsal baskılar altında ezilenlerin ulaşamadıkları aşktan söz edeceğim.

İnsanlar aşk nedir diye düşünmüşler; mitolojiden yola çıkılarak onlarca kitap, tiyatro eserleri yazılmış ve bu duygu sorgulanmaya çalışılmış,,. Çoğu insan gibi birçok düşünür, yazar, çizer veya psikologlar aşkın tanımını yapmaya çalışmışlar, ancak ortak bir noktada buluşamamışlar.

İnsanın doğasında olan aşk ve cinsellik birbirini tamamlayan iki ayrı duygudur. Biri olmadan diğerinin olması çok zordur. Bugün cinselliğin tarifini biyolojik ve içgüdüsel olarak yapabiliyoruz. Ancak aşkı tanımlamak; sanıldığı kadar kolay değildir. Aşk deyince erkekten çok kadının ruhsal yapısının, duygularının, arzularının üzerinde durulmalıdır. Acaba erkeklerden kaçı kadınların keşfedilmemiş veya keşfedemedikleri güzelliklerine, becerilerine, dostluklarına ve her şeyden önce aşk arzularına inebilmiş?  

Aslında bütün kadınlar güzeldir ve çirkin kadın yoktur, sözü bir gerçeği dile getiriyor. .Yeri gelmişken insanın aklına bir soru takılıyor;  Acaba erkekler onların dış görünümlerinden çok ruhsal güzelliklerine inebiliyor mu?

Kadınlar çoğu kez iç güzelliklerini dışa pek yansıtmazlar… O da onların sorunu olmalı… Dünyanın ünlü düşünürü,  yazarı, cinsellik konusu uzmanları aşk üzerine eğilmişler; ancak işin içinden çıkamamışlar.

Yazar George Orwell bakın ne kadar güzel söylemiş; “İnsan belki de sevilmekten çok anlaşılmak ister”.

Fransız romancı, Marcel Proust; "Sevdiğimiz zaman, aşk o kadar büyüktür ki içimize sığmaz; sevdiğimiz insana doğru yayılır, onda kendisini durduran bir yüzey bulur; bizi bu gidişten daha fazla büyülemesinin sebebiyse, kendimizden çıktığını fark etmeyişimizdir."

Rus yazarlarından Fyodor Mihailoviç Dostoyevski "Cehennem nedir? Sorusuna; bence o, sevmeyi başaramamaktan acı çekmektir." Diyerek aşkta çekilen acıları dile getirmiş…

Fransız şair, yazar ve aynı zamanda pilot olan Antoine de Saint Exupery aşka biraz daha gerçekçi yaklaşmış:  "Aşk, birbirine bakmak değil; birlikte aynı yöne bakmaktır." …

 İrlandalı yazar James Augustine Joyce; "Aşk, aslında hiç doğal olmayan bir olgudur ki kendini nadiren tekrar eder; ruh yeniden bakire kalamayacak hale gelir ve bir başkasının ruhundaki okyanusa dalacak gücü kendinde yeniden bulamaz."

Fransız filozof ve yazarlarından Jean Paul Sartre;  “Aşk; iki insanın bilinçlerini birleştirme çabasıdır. Boşuna bir çaba, çünkü insan kendi bilincine mahkûmdur."

Ahmet Hamdi Tanpınar; "Aşkın kötü tarafı insanlara verdiği zevki, eninde sonunda ödetmesidir. Şu veya bu şekilde daima ödersiniz."

İrlandalı oyun yazarı ve romancı Oscar Wilde;  “Aşk bile salt fizyolojik bir sorundur. Bizim öz irademizle hiç ilişiği yoktur. Gençler sadık kalmak isterler kalamazlar; yaşlılar sadakatsizlik etmek isterler, edemezler. Söylenecek söz bundan ibaret.”

İtalyan şair ve romancı Cesare Pavese; “İnsan kendini bir kadına duyduğu aşk yüzünden öldürmez. Aşk bizi tüm çıplaklığımız, sefilliğimiz, düşkünlüğümüz ve hiçliğimizle açığa vurduğu için öldürür.”

Kolombiyalı hikâye ve roman yazarı Gabriel Garcia Marquez;  "Sevdiğinin bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten daha acı bir şey varsa, o da sevdiğinin seninle mutsuz olduğunu görmektir. Sadakatsizlik etmek isterler, edemezler. Söylenecek söz bundan ibaret."

Cesare Pavese; "İnsan kendini bir kadına duyduğu aşk yüzünden öldürmez. Aşk bizi tüm çıplaklığımız, sefilliğimiz, düşkünlüğümüz ve hiçliğimizle açığa vurduğu için öldürür."

Japon yazarı Haruki Murakami: "Kim âşık olmuşsa, kendisinin eksik parçalarını arıyordur. Bu yüzden âşık, maşuğunu düşündükçe acı çeker. Bu tıpkı, uzun zamandır görmediğin birinin odasına girdiğinde bulduğun anılar gibidir."

Sabahatin Ali "Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir."

Rus yazarı Lev Tolstoy;  "İnsanlar, aşk üzerindeki görüşlerini değiştirmelidir. Kadınla erkek, cinsel aşkı şimdi olduğu gibi şiir havasına büründürmekten kaçınmalıdır. Bunun yalnızca insanı alçaltan hayvanca bir iş olduğu kabul edilmeli."

İngiltere’de dünyaya gelmiş olmasına rağmen kendisini hiçbir zaman İngiliz olarak görmeyen, romancı ve şair Lawrence Durrel;  "İnsan âşık olduğu kişinin aşık olmayı seçtiği kişiye de aşık olur."

Çek-Fransız kökenli yazar Milan Kundera;  "Bir kadınla sevişmek ve bir kadınla uyumak iki ayrı tutkudur, sadece farklı değil aynı zamanda da zıt tutkular. Aşk çiftleşme arzusunda duyurmaz kendini, uykuyu paylaşma arzusunda duyurur."

Fransız yazarı Honere Balzac;  "Bir kadın, sevdiği adamın başka bir kadın tarafından mutlu edildiğini görmektense, onu can çekişirken görmeyi tercih eder."

Rus yazarı Vladimir Nabokov; "Aşk yalnızca cinsel olamaz; çünkü o zaman bencilcedir ve bencilce olduğu için de yaratmaz, yıkar."

Amerikalı yazar  Ernst Hemingway; "İki insan birbirini seviyorsa, başka mutlu bir son yoktur."

Napoleon Bonaparte; “Cesaret de aşk gibi ümitle beslenir.”

İngiliz müzik tarihçisi Charles Burney; “Aşk hayattaki gerçeklerin başında gelir.”

İspanyol Barok dönem yazarı Baltasar Gracian; “Âşık olmamak ve kendini miyse aşık ettirmemek en büyük işkence sayılır.”

Çinli yazar Po Chü-i; “Hayatlarında aşkı tadabilen kişiler şanslıdır. Çünkü aşk insanı olgunlaştırır.” Demişler.

Bütün bu düşünürlere karşı bizim bazı aklı evveller Kadın şeytandır derken ardından anam melektir diyerek çelişkiye düşmüşler…

Brezilyalı yazar Constance Fletcher; “Aşkı okyanuslar bile söndüremez”

Fars şairi Sadi-i Şirazi; “Aşk çadırının kurulduğu yerde mantık aranmaz.”

Birde İran atasözü vardı; “Dünya aşkların tiyatrosudur.”

Kısacası aşkın ne olduğunu açıklayabilmek kolay değildir.

Karşı cinsten birinden hoşlanmak veya âşık olmak çoğu kez birbirlerine karıştırılırsa da; bu iki kavram birbirinden tamamen ayrıdır. Ortada bir ilişki yoksa hoşlanmak ile aşk apayrı iki kavramdır. Bireylerin birbirlerine yoğun bir bağlantı hissettiklerinde aşk ortaya çıkmaktadır. Çoğu kez hoşlanmak kısa süren bir duygudur, aşka ise sınır tanımayan uzun süreli bir tutku olmalıdır. Aşkta çoğu kez bireyler hayal âleminde yaşar, kıskançlıklar, güven ve anlayış bazen yanında olur, bazen de apayrı yönde yol alır. Ünlü Fransız yazarı Michel de Montaigne; aşk güzelliğin cinselliğimiz üzerine yaptığı karşı konulmaz bir etkidir diye belki de en güzel tanımlamayı yapmıştır.

Bazı istisnalar dışında; normal her insan aşkı tatmıştır. Büyük olasılıkla da yaşamlarında duygusal açıdan en heyecanlı ve en coşkulu anlarını yaşamışlardır. Belki de bu yönde bazen mutlu olmuş, bazen de karmaşaya düşmüşlerdir. Farkında olmadan da büyük bir deneyim kazanmışlardır.

Yeryüzünün yaradılışından bu yana aşk iksirlerine, fallara, büyülere başvurmaları da kaçınılmaz olmuştur. Böyle yaparak da aşkın esrarını gizemini çözmeye çalışmışlardır. Günümüzde de aşkına sahip çıkabilmek, sorunlarını çözebilmek için falcılara, büyücülere koşanları görmüyor muyuz?

Gerçekte aşkın girdabına düşenler çare bulabilmek için her çareye başvurmaktan kaçınmamışlardır. Bazıları başarılı, bazıları da hüsrana yenik düşmüştür.

Aşk bir deneyimdir diyenler ortaya bir takım sorular atarak onları yanıtlamaya çalışmışlardır.

Karşı cinsten kişileri birbirlerine çeken nedir?

Bazı engeller aşkı kamçılar mı, yoksa yok mu eder?

Neden aşkın gözü kördür denilmiştir?

Birbirine âşık olan çiftlerin beklentileri ne olmalıdır?

Aşkı yaşamak herkes için mümkün müdür?

Uzun süren aşkların gerçek gizemi nedir?

Nasıl âşık olunur?

Gerçek aşkı bulmak herkes için mümkün müdür?

Bu konuda deri bir araştırması olan Prof. Ayala Malach Pines, “Why We Choose The Lovers We Choose” (Âşık olmak veya sevgililerimiz neye göre seçeriz) isimli kitabında bütün bu soruların yanıtlarını bilinçli veya bilinçdışı boyutlar içerisinde, bir takım denemelerle bulmaya çalışmıştır.

Aşkın sonu hüsrandır diyenlerde çoğunluktadır. Kuşkusuz bunun en büyük nedeni insanların âşık olacakları kişileri seçemeyişlerinden kaynaklanıyor. Yine insanlar aşksız yaşayamıyor, her ne pahasına âşık olmaktan kaçınmıyor. Böyle olunca da aşklar ve evlilikler uzun sürmüyor…

Hiç düşündünüz mü; bilmiyorum; İnsanın en güzel duygularından aşk olmasaydı ne olurdu?

Edebiyatta büyük bir boşluk olur, müzik neredeyse bütünüyle ortadan kalkardı…

Aşk kolayca biter mi derseniz o da başlı başına tartışılacak bir konudur. Bazen aşk karşılıksız ve tek taraflı da olabilir. Karşı tarafın kendisini sevmesini beklemeden de insan âşık olur. Oysa aşk emek ister, uğraş ister, zorla kazanıldığında ise kolayca bitmez. Âşık olup karşılık görüldüğünde de birlikteliği zaruri bir neden yoksa bozmak istemez. Onsuz bir yaşamı düşünmek bile istemez… Karşı tarafın kusurlarını görse bile umursamaz, ondan kopmayı aklının ucundan bile geçirmek istemez.

Bazı aşklar karşılıksız olup işin en acı yönü de bu olmalıdır. Kendisinin sevilmesini beklemeden seven kişinin aşkı tutkuya dönüştürmesi olağandır. Bu konuda kadının da erkeğinde zayıf anları vardır. Aşkı tattığında her ikisi de bütün kişiliğini unutabildiğini tarihte yaşanmış birçok örnekler ortaya koymuştur.  İnsan yaradılışının en kaçınılmaz duygusunun aşk ve cinsellik olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Ne var ki, genç kızlığa ilk adımını atan kızlar kendilerine ilgi gösteren gence âşık olduklarını sanırlar. Kendilerine heyecan veren bu duygunun gerçekten aşk mı, yoksa yeni yeni yeşermeye başlayan cinsel arzularından mı kaynaklandığını bilemezler.

Aşk ve cinsellik tarihin en erken çağlarından itibaren yaşanmıştır. Büyük olasılıkla insanın yaradılışıyla ortaya çıkan cinsellik çoğu kez tarafları doyuma ulaştırmıştır. Bu konuda en derin deneyimleri olan Sigmund Freud arzu ile cinsellik arasındaki ilişkiye dayanarak, daha çocuk yaşlarda cinselliğin var olduğunu ileri sürmüştür. Freud’a göre cinsellikten zevk almak yaşamsal bir işlevin sonucudur.

 



Bu yazı 110 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

GÜNLÜK BURÇ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI