Bugun...


Aysel KIZILTAŞ

facebook-paylas
KAFAM KARIŞIK BU ARALAR
Tarih: 02-04-2019 19:59:00 Güncelleme: 02-04-2019 19:59:00


"Siyasetle ahlakı ayıranlar, ikisinden de bir şey anlamamış demektir."            

                                       John Morley  

(Bu yazı, Seçimden önce yazılmıştır.)

Baharın zümrüt yeşili kaplamış çayırları, beyaz papatyalar, kırmızı gelincikler boy atmış otların arasından. Çocukluğumun ilkbahar resmini yakalıyorum Datça'da. İlkokulda sınıfın duvarına asılan dört mevsim tablolarındaki ilkbahar karşımda. Her Mart ayı geldiğinde aynı coşku sarar içimi. Önce badem çiçekleri gelin gibi süsler ağaçları. Sonra gelinliğini çıkaran ağaçlar yeşil elbiselerine bürünürler. Ağaçların ayaklarının dibinde sarı yonca çiçekleri ve papatyalarıyla eşsiz bir tabloyu izlemeye doyamayız.

Doğa işini biliyor, nasıl da şaşırtıyor bizi! Kışın fırtınalı, yağmurlu, dolulu günlerinden sonra Datça'nın güneşle aramıza engel girmeyen uzun yaz mevsimi başlıyor neredeyse. Doğa bizi böyle sürprizlerle karşılarken politikacılar şaşırtmamaya devam ediyor. 
Yıllardır ezberlediğimiz aynı koltuk sevdası, aynı ayak oyunları, aynı bencillik. İnsan oy verdiği siyasi partiye güvenmek istiyor. Bu güven,  kimi için öncelikle aş, iş, hizmet, kimi için özgürlük, demokrasi, eşitlik, insan hakları, korunan doğa demek. Hangi politikacı tüm bu unsurları içinde barındıran politikalarla karşımıza çıkıyor? Vallahi kafam karışık!
İktidar partisi elindeki olanakları sonuna kadar kullanarak gazete sayfalarından, televizyon ekranlarından bizi etkilemeye çalışıyor. Muhalefet partisi, iktidara laf yetiştirip kendini savunmakla uğraşıyor. Kendi içindeki kavgaları önleyemiyor. Dışarıya "kendi içinde anlaşamayan, birlik olamayan parti, ülkesini, belediyeleri nasıl yönetecek" görüntüsü veriyor. 
Halk güvenmek ister. Verilen sözün arkasında durulacağına inanmak ister. Kazanımlarına sahip çıkılacağını bilmek ister. Aş ister, iş ister, hizmet ister. Bu göreve talip olanın da o görevin hakkını vermesi gerekir.
Politika sözlük anlamıyla " bir devletin, belirli hedeflere ulaşabilmesi için izlediği yol, yöntem, genel plan ya da alınan kamusal kararlar doğrultusunda sürdürdüğü uygulamalardır." Ama uygulamada ya da bizde uyandırdığı düşüncede, "bir amaca ulaşmak için karşısındakilerin duygularını okşamak, zayıf noktalarından ya da aradaki uyuşmazlıklardan yararlanarak işlerini yürütme yöntemi" olarak algılanıyor.  Doğru değil mi?  
Kafalarımız karışık da olsa son güne kadar araştırıp inceleyerek sandık başına gidip oyumuzu kullanmak bir vatandaşlık borcu. Demokrasi, bize seçme hakkını vermişse biz de bunu vatandaşlık sorumluluğu ile yerine getireceğiz. Demokrasi asla ödün verebileceğimiz bir yönetim şekli değil. Platon, M.Ö. 400'lü yıllarda "Politika ile uğraşmayacak kadar akıllı olanlar, daha aptallar tarafından yönetilerek cezalandırılır," demiş. Aklıselim, hak ve hukuktan yana, adil, toplumu ve bireyi kendi çıkarlarının üstünde tutan politikacılara olan ihtiyacımız yüzyıllardır değişmemiş. Yine elimizde seçme hakkımız, bunu da en akıllıca değerlendirmek için oy verme fırsatımız var.  Nehir olmayan bir yere köprü sözü verenler değil, dürüst ve ahlaklı politikacılar için haydi sandığa!

 



Bu yazı 693 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI