Bugun...


Aysel KIZILTAŞ

facebook-paylas
UZAKLARDAN…
Tarih: 15-01-2019 16:16:00 Güncelleme: 15-01-2019 16:16:00


Çok uzun süre geçmedi. Bir yıldan daha kısa sürede yine Amerika topraklarındayım. Anne yüreği çocuğu ile yatar kalkar, hele uzakta ise “gelsen anne” çağrısını hiçe saymak olmaz.

 

İşin doğrusu Amerika’nın belli şehirleri hariç her yöresi genelde ayni özelliklere sahip. Burada her şeyin büyüklüğü karşısında şaşırmamak elde değil. Kocaman araziler, kocaman evler, kocaman mağazalar, kocaman arabalar, kocaman porsiyonlar, kocaman insanlar, ve de  kocaman yalnızlıklar. Gece ışıklar yandığında anlıyorum komşu evlerde birilerinin yaşadığını. Nasıl bir yalnızlık bu? Bizim alışmamız mümkün değil. Komşumuzun arkadaşımızın sesini duymadan hatırını sormadan geçirdiğimiz gün var mı? Buralarda en çok dost sohbetlerini özlüyorum.

 

Hafta sonları ise etkinlikler var. Onlar da olmasa vakit geçmez. Çocuk için olsa da oldukça oyalıyor beni ve Amerika’nın ve kapitalist düzenin fotoğraflarını görmeme imkân sağlıyor. Önce Georgia eyaletinin Savannah şehrinde katıldığımız Hayalet Turu’ndan söz etmeliyim. Yıllar önce gelip bu şehre yerleşen bir İngiliz soylusunun evi. İki eşinin ve çocuklarından birinin erken yaşta öldüğü üç katlı ev, o dönemin eşyalarıyla korunmuş. Tur lideri değişik kıyafeti heyecan yaratan ses tonuyla inanılmayacak bir hikâye anlatıyor. Odalarda halen hayaletlerin gezdiğini ve çekilen fotoğraflarda çıkan yeşil ışığın (normalde görünmeyip fotoğraflarda görünmesi teknoloji hilesi olmalı) hayaletin varlığının işareti olduğunu söylüyor. Ev eskimiş eşyaları ve ağır havası ile zaten ürkütücü. Ama hayaletlerin varlığı gerçekçi gelmiyor. Gerçek olan, birileri hayaletlerin sırtından bile para kazanmayı beceriyor.

 

Amerikalılar her fırsatı paraya çevirmeyi çok iyi başarıyorlar ve insanlar da bu oyuna ayak uyduruyor. Buna bir diğer çarpıcı örnek ise Kedili Kafe. Bu kafedeki kedileri sevmek için yarım saatliğine kişi başı 5 Dolar ödemeniz gerekiyor. İnanması zor ama aynı ülkedeki hayvan barınaklarındaki  kedi ve köpekler, sahiplenen olmazsa bir ay içinde devlet tarafından uyutuluyorlar. Amerika Birleşik Devletleri’nde yılda 40.000 civarında kedi ve köpeğin hayatına bu şekilde son veriliyor. Gerekçesi ise barınağa getirilen hayvanların sayısının sahiplenilenlerden daha fazla olması!

 

Nashville’de gittiğimiz çocuk tiyatrosu ise oldukça profesyonel. Çok iyi hazırlanmış bir müzikal sergileniyor.  Oyunun başlamasından bir saat önce gidip Deniz Kızı kıyafeti içindeki başoyuncu ile fotoğraf çektirmek için kişi başı10 dolar ödeniyor. Bu fiyata tiyatro bileti dahil değil. Çocukların ilgisini çekecek resim boyama gibi etkinlik de eklemişler. Oyun başarılı bir yapım. Amerika şov dünyasının lideri bence. Kıyafetlerin albenisinden, şatafatından belli ki görselliğe büyük paralar harcanıyor. Oyun öncesi yiyecek ve içecek kuyrukları uzun sıralar oluşturuyor. 

 

Amerika’da yaşarken kazancınız ölçüsünde sisteme uyuyorsunuz elbet. İnsanlar arasındaki iletişim çok kuvvetli olmadığından bu gösteriler sosyal hayata katılmak için bir araç bence. Bu tarz etkinlikler para ile dönüyor olsa da kütüphanelerde ücretsiz seyredilen çocuk oyunları, oyun bölümleri var. Çocuklar kütüphane havasını annelerinin kucağındayken alma şansına sahipler. Zaten o kitap zenginliği anlatılır gibi değil.  Saatlerce kalma hissini uyandıran devasa ve aydınlık binalarıyla kütüphanelerini kıskanmamak elde değil.

 

Her yaşantının kendine has artıları ve eksileri olabilir.  Yaşadığımız hayatı biz seçeriz ve ona ayak uydurmazsak mutsuz oluruz. Ben Amerika’ya her gelişimde güzel ülkemi çok özlüyorum ve iyi ki ülkemde ve ülkemin insanları ile birlikte yaşıyorum diyorum.



Bu yazı 348 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI