Bugun...


Aysel KIZILTAŞ

facebook-paylas
BİR FESTİVALİN ARDINDAN
Tarih: 14-03-2019 10:39:00 Güncelleme: 14-03-2019 10:39:00


Bir badem ağacı gibi içimdeki karanlığı patlatacağım. 
                 CAN YÜCEL  

    Yurdumuzun büyük bölümünde kara kış yaşanırken, Datça'da toprakla beslenen, yağmurla süslenmiş, güneşle renklenmiş, pembe beyaz badem çiçekleri baharı ve umudu simgeliyor. Geçen kış Datça'da olmadığım için yaşayamadığım Badem Çiçeği Festivali'nin bu kez tanığı oldum.
      Datça'nın badem ağaçlarının çiçek açışının tema olduğu festival, sadece yerel üreticinin değil, çok uzak şehirlerden gelen üreticiler için bir gelir kapısı oluyor. Üç gün için Datça'ya gelen misafirler meydanları, otelleri, lokantaları doldururken, bizler, sürekli Datça'da yaşayan şanslılar, kendimize çay içecek bir köşe bulamadık. Ama amaç, Datça'yı tanıtmak, esnafın yüzünün gülmesini sağlamak değil mi? Sadece badem değil, seramik ve takı yapanlar, tahta işleri, reçeller, zeytinler, pekmezler, Datçalı yazarların kitap stantları Cumhuriyet Meydanı'nda yürüyecek yer bırakmasa da, sakinliği ünlü Datça'nın kalabalıktan başı döndü mü bilmem ama esnafın mutlu olduğu kesin.
      Yürüyüş yaparken kulak misafiri olduğum telefon konuşmaları dudaklarıma buruk bir tebessüm konduruyordu: "Hadi buradan ev alalım!" İyi ama herkes burada ev sahibi olmak isterse Datça, Datça olmaktan çıkar. Son yıllarda artan yapılaşmanın önüne nasıl geçilecek? Evet, sosyolojik bir problemle karşı karşıyayız. Nüfus her yerde artıyor, şehirler binalarla çevrili hapishane gibi adeta. Yaşam alanları git gide yok oluyor. Rantın,  paranın ağır bastığı, insanın adeta yok sayıldığı anlayışla şehirlerde yaşam kâbusa dönüyor. Cankurtaran ve itfaiye gibi can için çok önemli olan araçlar, trafikte yol bulmaya çalışıyor. Büyük şehirler süslemelerle yeşillendirilmiş çevre yolları ile bakımlı bir görünüm sergilese de içinde yaşarken sadece nefes alıyor ve koşturuyorsun. Anın değerini fark edemiyorsun.
         Küçük beldelerde yaşayan bizler çok daha şanslıyız. Ama bu hızla binalaşma devam ederse, boğucu şehirlerden farkımız kalmayacak. Son günlerde gelişigüzel yerlere atılmış inşaat artıkları gözümüze sokuyor gerçekleri. Ama yaptırım ve denetleme olmayınca, bazı çirkinliklere göz yumulunca şikâyet etsek de nafile. Bizler oylarımızla seçimimizi yapıyoruz. Seçilmişlerin de oylarımızın karşılığını vermesini bekliyoruz. Sandığa giderken sorgulayarak, yaşadığımız belde ya da şehri gerçekten yaşanılacak yer yapmak için çalışanlara fırsat vermek üzere gitmeliyiz. Yoksa sandığa zarf atmaktan öteye gitmez eylemimiz.
          Evet, festivalden bahsederken, 31 Mart yerel seçimlerine de dokunduk biraz. Festivali gerçekleştirenlerin emeklerine, yüreklerine sağlık. Datça'nın tanıtımına katkısı yadsınamaz. Turizmin canlanacağı bir sezonu hazırlar festivaller. Belediye de olanaklarını en iyi şekilde kullanarak turizm mevsiminin Datçalıların ve gelen misafirlerin gönlünde hoş anılar bırakmasına destek olmalıdır. 
           Havası, denizi, sıcacık güneşi, serinleten rüzgârı ile Datça bir cennet köşesi. Evet, herkesin hakkı var nasiplenmeye... Ama doğanın doğallığını bozmadan, sevgiyle, kardeşçe... 



Bu yazı 259 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

GÜNLÜK BURÇ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI