Bugun...



Mülkiye’de YAŞADIĞIM İHTİLAL (29 Nisan 1960)

“PATLAT 9 KİŞİYE BİR GAZOZ”

facebook-paylas
Tarih: 30-04-2019 18:50

Mülkiye’de YAŞADIĞIM İHTİLAL (29 Nisan 1960)

(Aydın Erdoğan)

27 Mayıs 1960 ihtilali, silahlı kuvvet mensupları subaylar arasında filizlenmişti. 1954 den sonra enflâsyon iyice tavan yapmıştı. Bir kaymakamın maaşı, 167 lira idi. Subay sınıfı da diğer memurlar gibi geçim sıkıntısı yaşıyordu. İlâç dahi bulunamıyordu. Memurlar yek diğerine kefil oluyor, emekli sandığından iki maaş tutarında borçlanıyorlardı.

Ekonomide, tencere kaynamıyordu. Bir eğlence mekânına subay, astsubay geldiğinde GARSON, “PATLAT 9 kişiye bir gazoz” diye OCAĞA sesleniyordu. Onur kırıcı bir yaşama mecbur bırakılıyordu memurlar…

Bu darbeyi haddizatında memurlar istediler ve her gün bu konuyu işlediler. Nitekim, ihtilal yapılacağı herkes tarafından terennüm ediliyordu!..

Darbenin (ihtilâlin) siyasi sebepleri sonradan bulundu. İhtilal hükümetinin 1 No.lu kanunun nedir biliyor musunuz? Maaş kanunu…

13 Nisan 1960 tarihi çok önemlidir. İsmet paşa, TBBM de TAHKİKAT KOMİSYONU kurulmaması için çok gayret sarf etmişti. (Tahkikat komisyonu – İstiklâl Mahkemelerinin yetkileriyle donatılmıştı.)

YASANIN, 13 Nisan 1960 tarihinde kabul edilmesinin ardından yaptığı konuşmada İsmet Paşa şöyle demişti. ”SİZİ BEN BİLE KURTARAMAM”

İşte bu söz yanlış anlaşıldı. İsmet Paşanın ihtilale “İCAZET” verdiği sanılmıştı.

28 NİSAN 1960

Turan Emeksiz, İstanbul Üniversitesinde yapılan gösterilerde ölmüştü. Ertesi gün, 29 Nisan 1960 da SBF lilerin. Mülkiyelilerin, TBMM sini basacağı iddiası hükümet çevrelerinde söylenilir olmuştu.

Bu yüzden, polis ve askeri birlikler (Sıkı yönetim olduğu için) SBF binasını sarmışlardı. SBF öğrencilerinin, binalarının niçin muhasara (abluka) edildiğinden haberleri bile yoktu. “Menderes istifa” diye bağırıyorlardı. Kızlar eteklerinde taşıdıkları TAŞ kömürünü polis ve askerlere atmakla yetiniyorlardı. Öğrenciler arasında sene sonu vermekle mükellef oldukları TEZLERİNİ dahi yapanlar vardı.

Öğleye doğru acıktığım için ŞÖLEN lokantasına yemeğe çıkabildim. Ne var ki, tekrar okula giremedim.

Ben de polis ve askerlerin arasında toplanan kalabalığın içine girdim.

İkinci Şube Müdürü (SBF li)

Tek başına çırpınıyor, muhasaranın kalkmasını istiyordu. (Demirel döneminde Isparta valisi oldu)

“Ben bu ocaktan yetiştim. Ablukayı kaldırırsanız, onların öğleden sonra TBMM ni basmayacaklarını göreceksiniz.” dedi ama dinleyen kim?

Bir süre sonra, Ankara Valisi DİLAVER ARGUN siyah arabasıyla geldi. Camı indirdi ve Korgeneral Namık Argüç’ü yanına çağırdı. Arabadan inmeden “PAŞA PAŞA niye ateş açmıyorsun?” talimatını verdi ve Cebeciye doğru atış başladı.

Bir Binbaşı ve Niyazi Bicioğlu, erlerin tüfeklerinin altına girerek havaya ateş açılmasına gayret ediyorlardı. Yarım saat ateş devam etti. Mülkiye (SBF) düştü. Polis içeri girdi. Kovalamaca başladı.

Mezarı Datça’da bulunan DEKAN Prof. Dr. FEHMİ YAVUZ polisten cop yedi. (polis o tarihlerde iktidarın emrindeydi)

Sonradan öğrendik ki, kendisine telefon eden bakan “KURŞUN İZLERİNİ KAPAT” diye talimat vermişti.

Şehircilik Prof. Dr. Fehmi Yavuz, Bakana şöyle cevap veriyor. “ONLAR, SBF NİN ŞEREF NİŞANIDIR. SİLDİRMİYORUM.”

Bir arkadaşımız (HARİCİ şubeden Altan Güven) seken kurşunla dudağından yaralandı. Bu basit yaralanma olayı, halk arasında ŞEHİR EFSANESİNE dönüşmüştü. Aynı gün Yüksek okullar dahil fakülteler belirsiz olarak tatil edildi. Yurtta kalmamız yasaklandı. Sıkı yönetim bölgelerine hareket başladı. (örneğin İstanbul’a)




Kaynak: Aydın Erdoğan

Editör: Celal Ersoy

Bu haber 346 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI