Bugun...



BİZDEN ÖNCEKİNİN ADI DEĞİŞİKMİŞ SADECE… EDEBİYATTA SALGINLAR... (PANDEMİ…)

*Defoe ve Camus’de Veba ve karantina; Sanki bugünün aynısı… *Zamanın yazarları bu SALGINLARI es geçmemişler. Bir sürü eser’de bunlarla karşılaşırız * Daniel Defoe Veba Yılı Günlüğünde (1722), gerçek bir olayı, 1665 Londra Veba salgınını anlatır. *Albert Camus, Veba’da Cezayir’in Oran kentinde 1940’larda yaşanan kurgusal bir salgını romanlaştırır.

facebook-paylas
Tarih: 22-06-2020 15:39

BİZDEN ÖNCEKİNİN ADI DEĞİŞİKMİŞ SADECE…		 		EDEBİYATTA SALGINLAR... (PANDEMİ…)

ARAŞTIRMA/İNCELEME: Orhan Keskinsoy:

İkinci Veba pandemisi Batı dünyasını Ortaçağ’ın sonlarında vurmaya başlar. Ama bu birkaç yüzyıl devam eder. Böyle olunca da, edebiyatın da bir parçası olur. Bugünler de öyle olacaktır. Konuyla hiç ilgisi olmayan bazı eserlerde karşımıza çıkar.

 

            Boccaccio’ DECAMERON’unda 10 kişi Floransa’da veba salgını nedeniyle bir eve kapanır. . Birbirlerine öyküler anlatırlar…

            Shakespeare’in  ROMEO VE JULİET’inde iki aşık haber taşıyan habercinin yolda karantinaya alınması yüzünden ölüme sürüklenir….

            Bunlar,dolaylı olarak salgına değinen eserler. Ama doğrudan, konuyu ele alan yazarlar vardır. İşte bunlardan örnekler vermeye çalışacağım;

            Daniel Defoe, 1720 Veba salgınıyla ilgili haberlerden çok etkilenir. Daha beş yaşındayken Londra’da patlak veren 1665 veba salgınını anımsar. Tıpkı bugün bizim yaptığımız gibi. Bugün içinde yaşadığımız durumu anlamak için nasıl geriye bakıyorsak, Defoe’de aynısını yapar.

            Albert Camus ise Fransız sömürgesi Cezayir’de, Oran kentinde doğmuştur. Burada 20. Yüzyılda sık sık kolera ve tifüs salgınları patlak verir. Camus 1940-1941’de tam da Oran’dayken kentte bir kolera salgını birkaç bin kişinin ölümüne neden olur.

                Okurlar bu kitaplarda anlatılanları bir çeşit metafor olarak görmüştür. Dehşet, çaresizlik ve kötülüğün pençesine düşmüş birer kent distopyası okuduklarını düşünürler. Zaten Albert Camus kitabının başına Daniel Defoe’nin Robinson Crusoe romanından şu alıntıyı koymuştur. ”Gerçekten var olan herhangi bir şeyi var olmayan bir şeyle temsil etmek ne kadar mantıklıysa, bir hapsolma şeklini de bir başkasıyla temsil etmek o kadar mantıklıdır…”Bu alıntı iki yazar arasındaki bağlantıyı da ortaya koyar. Camus, herhalde Veba Günlüğünü okumuştur. Öyle anlaşılıyor.

                Camus için salgın bir metafordur. Fransa’nın 1940-1944 arasında Nazi işgali sırasında yaşadığı hapis, iç sürgün ve korku ortamını bir veba salgını yaşayan Oran’a taşır. Camus bir söyleşisinde, “VEBA’nın birçok açıdan okunmasını istedim ama bariz içeriği, Nazizm’e karşı Avrupa direnişiydi. Der.

            Defoe’nun Veba Yılı Günlüğü yıllarca herhangi bir kalıba sığdırılamamıştır. Nedir bu metin? Tarihi bir roman mı? Geçmişe dönük uzun bir röportaj mı? Bir tarih araştırması mı? Olay gerçektir. Verdiği ramaklar, istatistiki bilgiler tamamen gerçektir. Ancak buna  bir ara roman denilmesi uygun görülür. Yazar insan duygularını öyle bir güçle aktarır ki tarih veya gazetecilik kalıplarına sığmaz. Zaten Daniel Defoe, istemeden romancı olmuş bir tür gazetecidir.

                                    VEBA SONA ERMİŞ Mİ?

            Bir salgın patlak verdiğinde hekimlerden devletin tepesine kadar yetkililer hem geç kalmaktan, hem erken davranmaktan korkarlar. Davranış bilimcilerin”taraflı doğrulama”dedikleri eğilimi benimser,yani istedikleri senaryoya inanmayı tercih ederler. VEBA romanında iki hekim arasındaki şu konuşmaya kulak verilim:

                …………………..

                -Aslında ne olduğunu biliyorsunuz değil mi  Dr. Rieux?

                -Analizlerin sonucunu bekliyorum.

                Ben biliyorum. Analize filan ihtiyacım yok. Bir meslektaşın dediği gibi; ”Mümkün değil, herkes bunun batı’da yok olduğunu biliyor., ölüler hariç. Hadi Rieux,ne olduğunu siz de benim kadar biliyorsunuz….

                Evet dedi Rieux. ”İnanılır gibi değil. Ama galiba veba…..”

            Veba Günlüğü’nde Londralılar Hollanda ile iş yapan tüccarların mektuplarından  salgının orayı kasıp kavurduğunu öğrenirler, söylentiler kulaktan kulağa yayılır. Şimdiki gibi sosyal medya yok. İletişim kananları yok denecek kadar az. Kapalı toplumlar. Ama bir şekilde dünya birbirine haberdar edebiliyor!

            “Hükümetin ne olup bittiğini iyi bildiği anlaşılıyordu, salgının buraya sıçramasını önlemek için yapılmasa gerekenlere dair bazı toplantılar yapılmıştı ama bütün bunlar çok gizli tutulmuştu. “ Çok kısa süre içinde yoksul dış mahallelerde veba ölümleri başladığı halde, Londra’nın kalbinde yani sur içindeki merkezde herkes rahattır, kaygılanmaz..(Ne çok benziyor değil mi? Bir zaman sonra, yetkililer hiçbir önlem almamışken, zenginler şehri terk etmeye başlar. ”Sokaklar, eşyalar, kadınlar, çocuklarla dolu arabalardan görülmez oldu. Korkunç, acı bir manzaraydı bu. Belediye başkanının kapısına ulaşmak mümkün değildi, geçiş izni ve sağlık sertifikası almak için herkes birbirini çiğniyordu. Bunlar olmadan, şehir dışında yolculuk etmek, bir handa gecelemek mümkün değildi.  Belediye başkanı bir süre zorluk çıkarmadan başvuran herkese sertifika dağıttı.

            Bir salgın, rakamlar, tablolar grafiklerle belgelenir. Herkes resmi açıklamaları endişeyle bekler ama bir yandan da hasta ve ölü sayıları giderek anlamsızlaşır. Veba Yılı Günlüğü’nde anlatıcı H.F. durmadan haftalık ”ölüm raporlarını” ’Bills of Mortality” izler. Bunlar, Londra’da her mahalle kilisesisin kayda geçirdiği ölü sayısını ve ölüm nedenini belirten listelerdir. Kitapta karşılaştırmalı bilgiler, istatistikler vardır. Kimin neye güveneceği kuşkuludur. Tıpkı bizim bugün tüm rakamlara acaba larla baktığımız gibi…

            “…Sonraki liste 23 Mayıs -30 Mayıs Haftasına aitti, burada vebadan ölüm rakamı 17’ydi, ama St. Giles mahallesindeki definler 53’e çıkmıştı, korkunç bir sayı! Bunların 9’unun vebadan öldüğü belirtilmişti. Ama araştırma yapılınca bu mahallede aslında vebadan ölen 20 kişinin daha olduğu öğrenildi, bir bölümünün lekelihummadan öldüğü yazılmış, diğerlerinin ise ölüm nedeni saklanmıştı” Ne kadar benzer bir hikaye değil mi?

            VEBA’da DR. Rieux, 543’te Kontantiniyye’yi (İstanbul)  sarsan ilk büyük pandemiyi  hatırlar. Procopius, o sırada İstanbul’da 1 günde 10 bin kişinin öldüğünü yazmıştır(daha önceki yazılarımızda ayrıntıları vardır.O.K)”On bin ölü,büyük bir sinemanın alabileceği seyircinin beş katı eder” Diye düşünür Rieux.” Beş sinemadan dağılan insanları toplayıp şehrin meydanına götürün ve neye benzediği anlaşılsın diye hepsini öldürün. En azından bu isimsiz kalabalığa bir yüz verebiliriz o zaman. Ama tabii ,böyle bir şey yapmak mümkün değil, zaten kim on bin yüzü tanıyabilir ki?...”

                                               NE KADAR KAPATILMIŞ EV VARSA O KADAR HAPİSHANE VARDI…

            Veba Yılı Günlüğü anlatıcısı, Londra Haziran 1665 ‘te belediye başkanı ve ihtiyarlar heyetinin  veba görülen evlerin karantinaya alınması kararından söz ederken,”veba tarihinin bu bölümü çok acıklı; ama en feci hikayenin de anlatılması gerekir” der. Bu önlem bazı yoksul mahallelerde işe yarar, ancak bedeli ağır olur. Ailelerin vebaya yakalanmış yakınlarıyla birlikte hapsedilmesi ona korkunç gelir. Belediye Başkanı ,kapısına kırmızı haç işareti konularak karantinaya alınan her evin önüne gece gündüz iki bekçi yerleştirmiştir. Aileler bu bekçileri aldatıp evden kaçmak için çare arar. 18 bekçi, kapısında bekledikleri insanlar tarafından öldürülür. Daha kurnaz yöntemlere başvuranlar da vardır. Evdeki vebalı bir hizmetçi yüzünden kapatılan aile , bekçiyi eczaneye yollamış, o gittikten sonra da kaçmıştır. Bizde de karantinadan kaçanlar aklınıza geldi mi? Bizde 14 gün, o zamanlar en az 40 gündü!

            Şehirde ne kadar kapatılmış ev varsa, o kadar da hapishane vardı; hapsedilmiş insanların- bir suç da işlememiş olduklarından-buna tahammül etmeleri olanaksızdı.

            Salgının hüküm sürdüğü Oran’da da evler kapatılır. Üstelik karantina, “şehrin üzerinde bir devrim rüzgarı estirir, şiddet sahnelerine yol açar” Şehrin giriş çıkışını kapatan askerlere saldırılar düzenlenir, evler yıkılıp yağmalanır, bir iki kişinin idamı etkisiz kalır. “Bütün şehir sakinlerini etkileyen tek önlem sokağa çıkma yasağının ilanı olur. Saat 11.den sonra zifiri karanlığa gömülen şehir taş kesilir”

 

            Londra’da veba zirveye ulaştığında,tabut kalmadığından, ölenler el arabalarıyla taşınarak açılmış çukurlara rastgele fırlatılır. Arabanın sarsıntısıyla bazı ölülerin üzerindeki örtü yola saçılır, çıplak insan vücutları ortaya çıkardı. Bazı kara mizah öyküleri de anlatılır.

            “İçip içip sızmış bir gaydacı, yanlışlıkla bir ölü arabasına atılır, tam çukura fırlatılacakken ayılır:-Ölmedim ama değil mi? Diye sorar. Önce çok korkan arabacılar, bu felaketin ortasında ister istemez gülmeye başlar.

           

            Oran’da da tabut kalmaz,ölüleri şehir dışına taşıma işi tramvaylara düşer:”Kentlilenrbunun ne olduğunu sonunda öğrendiler. Kıyı şeridine geçişi yasaklayan polislere rağmen sık sık, grup halinde  dalgalar doğru inen kayalıklara tırmanmayı ve tramvaylar geçerken arabalara çiçekler atmayı başardılar. Yaz gecesinde çiçek e ölülerle yüklü araçların sarsıla sarsıla gittiği duyuluyordu”

                                                HALKIN KENDİ TIBBI..

            Bir enfeksiyon hastalığı başladığında,halk hemen buna yakalanmayı önleyecek mucizevi ilacın peşine düşer. Günümüzün Sumak suyu, kele, paça, dut pekmezi gibi tedaviler…

            17.Y.yıl Londra’sında, böyle şarlatanlıklar çoktur. Sokaklara yapıştırılmış afişler…”vebaya karşı ŞAŞMAZ HAPLAR, benzeri görülmemiş VEBA ÖNLEYİCİ ŞURUPLAR…Tek hakiki VEBA SUYU, Bunlar o kadar çoktu ki, hepsini yazsam bir kitabı doldurur der, anlatıcımız.

            Kendi ceplerini doldurmak için halkı aldatanlar  olduğu kadar, bunların tuzağına düşenlere de ateş püskürür yazarımız. “ O kadar akıllarını kaybetmişlerdi ki, bu tür hapları,merhemleri,şurupları stoklarken sadece paralarını harcamakla kalmayıp bir de kendi kendilerini zehirliyorlardı….”

            VEBA’da her gün gözlemlerini kayda geçiren roman kahramanlarından Tarrou eczanelerde naneli pastillerin tükendiğini fark eder; çünkü birçok insan bulaşma tehlikesine karşı kendisini korumak için bunları çiğnemektedir

            VEBA YILI GÜNLÜĞÜ’NDE   Halk arasında özellikle sarımsak, sirke ve tütünün enfeksiyonu önlediği söylentisi yaygındır.

            Anlatıcı H.F. Çok ironik bir şey anlatır…Erkek durmadan sarımsak ve tütün çiğnemekte, hastabakıcı olan karısı ise her tarafına sirke püskürtüp AĞZINI DA SİRKELİ BİR BEZLE KAPATMAKTADIR. Bu sayede hiç maske takmadıkları halde salgını sağ salim atlatırlar…Siz ne diyorsunuz?

                                               HEKİMLERİN ÇARESİZLİĞİ…

            Londra’da 17.Yüzyılda hekimlerin vebaya karşı yapabileceği fazla bir şey yoktur; hastaların boyun, kasık ve koltuk altlarında çıkan ve taş gibi sertleşen veba hıyarcıklarını keserek enfeksiyonu boşaltmaya çalışırlar. Ama fazla başarılı olamazlar. H.F. bu hekimlerin”başkalarının hayatını kurtarmak için insanlığın hizmetinde kendilerini feda etmeleri’ni”övgüyle anlatır. Ama…insanın gücü afallayıp kalmış,sona ermişti, diye de ekler. Veba bütün ilaçlara meydan okuyordu;hekimler bile ağızlarında maskeleriyle bile yakalanıyordu.; başkalarına ne yapmaları gerektiğini anlatmaya, reçete yazmaya gidenler hıyarcıklara bürünüyor ve nasıl mücadele edileceğini öğretecekleri düşmana yeniliyor, düşüp ölüyorlardı. “Ülkemizdeki onlarca ölen sağlık çalışanları geldi aklıma!

            Camus’un romanında, 20. Yüzyılda fazla değişen bir şey yoktur. Oran’da Dr. Rieux de aynı çaresizlik içindedir. “Sonunu göremediği bir dönem boyunca kendi rolünün artık insanları iyileştirmek olmadığını biliyordu. Onun rolü tanı koymaktı. Keşfetmek, görmek, tanımlamak, kaydetmek..Kadınlar onu bileğinden tutup yalvarıyorlardı:”Doktor, onu yaşatın! “Ama o yaşatmak için orada değildi.,tecrit emri vermek için oradaydı.

                                               SALGININ SONU…

                        *Hiçbir mikrop,hiçbir zaman ölmez,  sadece uykuya yatar”Londra’daki ve öteki salgınlar da gün gelir, alınan önlemlerden çok, veba bakterisinin gücünü kaybetmesiyle kendiliğinden sona erer. H.F.Yeniden sokağa çıkmaya başlayan Londralıları “firavunun hışmından kurtulup Kızıldeniz’i geçenlere benzetir….” Tanrıya şükrettiler, ama kısa sürede O’nun işlerini unuttular..”Sonra nankörlüğün ve her tür kötülüğün aramıza geri dönüşü. Üzerine daha fazla konuşmayı reddeder ve günlüğünü bir zafer çığlığıyla bitirir.

            Korkunç bir veba vardı Londra’da/ Altmış beş yılında/ Yüz bin Can aldı, Sildi Süpürdü/ Ama işte Ben Hayattayım Hala….”

                Oran’da salgın bittiğinde  Dr. Rieux de sağ kalanlar arasındadır.  Ama anlattıklarının bir zafer günlüğü olmadığını bilir. Şehirden yükselen sevinç çığlıklarını dinlerken”bu hafifleme duygusunun hep tehdit altında olduğunu”düşünür. Salgının bitişini kutlayan halk belki bilmemektedir Dr. Rieux “veba mikrobunun hiç ölmediğinin, yıllarca uykuya daldığının ve belki bir gün insanların bir mutsuzluk yaşaması ya da bir şeyler öğrenmesi için farelerini uyandırıp mutlu bir kente ölmeye yollayabileceğinin” farkındadır.

                            HALK KENDİ ÖNLEMİNİ ALMAYA BAŞLAMIŞTI!

            (Defoe’nun Veba yılı Günlüğü’nden -1722)

            *Fakirler erzak depolayamıyordu. Bir şey gerekli olduğunda, zorunlu dışarı çıkıp, alıp geliyorlardı. Bu da mikrobu eve taşımak demekti. Yani ölümü..

            *Bazıları, bırakın başkalarına bulaştırmayı, en yakınlarını, en sevdiklerini yanlarına yanaştırmadılar. Hatta çoğu sevdiklerini göremeden öldü.

            *Kasaba gidenler, kasabın elinden değil, doğrudan çengelden et alıyordu. Kasap da paraya dokunmuyor, sirkeyle doldurduğu bir kaba konulmasını istiyordu.

            *Veba en çok yoksullar arasında yayılmıştı, ama en korkusuz davrananlar da onlardı. Bir çeşit cesaretle ne iş bulsa koşuyor, en tehlikeli işleri bile üstleniyorlardı.

            * Dükkan sahipleri, gündelikçiler, muhasebeciler ve zavallı hizmetçiler işlerinden, çoğu zaman da evlerinden atıldı. Ticaret durmuş, yoksulun ekmeği yok olmuştu…

                        CAMUS’UN VEBA’SINDAN (1947)

            *Sağlık görevlileri kendi önerdikleri sağlık koşullarını gittik ihmal etmeye başladılar.  İşte gerçek tehlike buydu. Rastlantıyla oynuyorlardı ama rastlantı kimseye ait değildi.

            *O ana kadar her zaman ki gibi kendi işimizle ilgilenmiştik. Ama kentin kapatılmasıyla herkes aynı kefeye konulduğunu anladı.

            *Veba bir kere daha kendisine yönelik stratejileri şaşırtmayı başarmıştı, yerleşmiş gibi göründüğü yerlerde kaybolurken, beklenmedik yerlerde ortaya çıkıyordu.

            * Yoksul aileler çok zor durumdayken zenginlerin hiçbir eksiği yoktu. Vebanın tarafsızlığıyla vatandaşlarımız arasında eşitliği sağlaması beklenirken, tam tersine adaletsizlik duygusunu daha da güçlendirmişti.

            * Bazı mahalleler karantinaya alındı. Oralarda yaşayanlar ister istemez bu önlemin kendilerini hedef alan bir zorbalık olduğunu düşündüler.

            Ah! Keşke bu bir deprem olsaydı! Şöyle bir sallanırdık, o kadar…Ölenleri, hayatta kalanları sayardık, iş biterdi. Ama bu Allah’ın cezası hastalık! Yakalanmayanlar bile kalplerinde taşıyor.

            Edebiyatın güzelliği, öğreticiliği bu işte. Bugünü dünde ne güzel anlatıyor. Gün gelecek bugünleri de birileri çok güzel yazacak: ben bunu bir sayfada özetleyebilirdim. Kıyamadım bu iki esere. Ve teşekkürlerimi sunduğum Ayşen Gür’ün emeklerine…

            




Editör: Celal Ersoy

Bu haber 115 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Başakşehir FK 31 19 3 9 59 27 66 +32
2 Trabzonspor 31 17 3 11 70 35 62 +35
3 Sivasspor 31 15 7 9 50 34 54 +16
4 Beşiktaş 31 16 10 5 53 40 53 +13
5 Galatasaray 31 14 7 10 50 33 52 +17
6 Alanyaspor 31 14 8 9 57 34 51 +23
7 Fenerbahçe 31 14 9 8 54 41 50 +13
8 Gaziantep FK 31 10 10 11 45 47 41 -2
9 Göztepe 32 10 13 9 40 45 39 -5
10 Antalyaspor 31 9 11 11 37 50 38 -13
11 Kasımpaşa 31 10 15 6 46 54 36 -8
12 Gençlerbirliği 32 9 14 9 39 51 36 -12
13 Yeni Malatyaspor 31 8 15 8 44 46 32 -2
14 Denizlispor 31 8 15 8 29 45 32 -16
15 Çaykur Rizespor 31 9 17 5 34 52 32 -18
16 Kayserispor 31 8 16 7 38 68 31 -30
17 Konyaspor 31 6 13 12 26 43 30 -17
18 MKE Ankaragücü 31 5 15 11 29 55 26 -26
Takım O G M B A Y P AV
1 Hatayspor 32 17 6 9 43 26 60 +17
2 BB Erzurumspor 32 16 8 8 37 25 56 +12
3 Adana Demirspor 32 15 7 10 65 41 55 +24
4 Bursaspor 32 17 8 7 46 36 55 +10
5 Akhisarspor 32 15 8 9 42 35 54 +7
6 Fatih Karagümrük 32 14 7 11 50 36 53 +14
7 Altay 32 13 7 12 46 35 51 +11
8 Ümraniyespor 32 12 12 8 45 44 44 +1
9 Keçiörengücü 32 11 10 11 26 25 44 +1
10 Giresunspor 32 12 12 8 37 42 44 -5
11 Menemenspor 32 11 12 9 39 43 42 -4
12 Balıkesirspor 33 9 13 11 33 44 38 -11
13 İstanbulspor 32 8 11 13 44 40 37 +4
14 Altınordu 32 7 13 12 33 42 33 -9
15 Boluspor 32 5 12 15 27 40 30 -13
16 Osmanlıspor FK 32 7 16 9 37 52 27 -15
17 Adanaspor 32 3 17 12 29 50 21 -21
18 Eskişehirspor 33 7 20 6 34 57 12 -23
Takım O G M B A Y P AV
1 Samsunspor 28 23 1 4 64 11 73 +53
2 Manisa FK 28 19 3 6 79 31 63 +48
3 Hekimoğlu Trabzon 28 17 7 4 51 34 55 +17
4 Sancaktepe FK 28 16 8 4 51 23 52 +28
5 İnegölspor 28 13 9 6 41 30 45 +11
6 Afjet Afyonspor 28 13 11 4 47 30 43 +17
7 Tarsus İdman Yurdu 28 14 13 1 45 39 43 +6
8 Pendikspor 28 11 10 7 40 39 40 +1
9 Sarıyer 28 11 10 7 34 33 40 +1
10 Zonguldak Kömürspor 28 9 10 9 35 37 36 -2
11 Çorum FK 28 11 14 3 36 42 36 -6
12 Hacettepe Spor 28 11 15 2 37 48 35 -11
13 1922 Konyaspor 28 9 13 6 38 45 33 -7
14 Kırklarelispor 28 8 11 9 25 41 33 -16
15 Başkent Akademi FK 28 9 15 4 37 41 31 -4
16 Amed Sportif 28 7 14 7 28 46 28 -18
17 Gümüşhanespor 28 7 17 4 31 57 25 -26
18 Şanlıurfaspor 28 0 27 1 10 102 14 -92
Takım O G M B A Y P AV
1 Serik Belediyespor 28 16 5 7 49 24 55 +25
2 24Erzincanspor 28 14 4 10 47 22 52 +25
3 68 Aksaray Belediyespor 28 14 6 8 43 27 50 +16
4 1928 Bucaspor 28 14 7 7 47 34 49 +13
5 Artvin Hopaspor 28 12 5 11 38 21 47 +17
6 Düzcespor 28 12 6 10 32 18 46 +14
7 Karaköprü Belediyespor 28 10 6 12 25 22 42 +3
8 Çatalcaspor 28 9 5 14 39 28 41 +11
9 Silivrispor 28 8 6 14 37 31 38 +6
10 Sultanbeyli Bld. 28 9 8 11 33 27 38 +6
11 Kızılcabölükspor 28 8 8 12 39 37 36 +2
12 Yomraspor 28 9 10 9 28 30 36 -2
13 52 Orduspor FK 28 7 7 14 21 20 35 +1
14 Çankaya FK 28 9 12 7 33 37 34 -4
15 Şile Yıldızspor 28 6 11 11 23 30 29 -7
16 Erzin Spor Kulübü 28 6 12 10 27 34 28 -7
17 Tokatspor 28 1 23 4 16 66 7 -50
18 Manisaspor 28 1 24 3 16 85 0 -69
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 12/07/2020 MKE Ankaragücü vs Galatasaray
 12/07/2020 Antalyaspor vs Alanyaspor
 12/07/2020 Fenerbahçe vs Sivasspor
 13/07/2020 Kasımpaşa vs Çaykur Rizespor
 13/07/2020 Kayserispor vs Gaziantep FK
 13/07/2020 Denizlispor vs Trabzonspor
 13/07/2020 Konyaspor vs Başakşehir FK
 13/07/2020 Yeni Malatyaspor vs Beşiktaş
 17/07/2020 Galatasaray vs Göztepe
 17/07/2020 Galatasaray - Göztepe Göztepe ligdeki son 6 maçında hiç kazanamadı  Galatasaray yenilmez
 17/07/2020 Galatasaray - Göztepe Galatasaray ligdeki son 7 maçında hiç kazanamadı  Göztepe yenilmez
 18/07/2020 Trabzonspor - Konyaspor Trabzonspor ligdeki son 16 maçında hiç kaybetmedi  Trabzonspor yenilmez
 18/07/2020 Alanyaspor - Denizlispor Denizlispor ligde deplasmandaki son 8 maçında hiç kazanamadı  Alanyaspor yenilmez
 18/07/2020 Başakşehir FK - Kayserispor Başakşehir FK ligde evindeki son 15 maçında hiç kaybetmedi  Başakşehir FK yenilmez
 18/07/2020 Trabzonspor - Konyaspor Konyaspor ligde deplasmandaki son 6 maçında hiç kazanamadı  Trabzonspor yenilmez
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 12/07/2020 Adanaspor vs Hatayspor
 12/07/2020 Altay vs BB Erzurumspor
 12/07/2020 Altınordu vs Giresunspor
 12/07/2020 Boluspor vs Akhisarspor
 12/07/2020 Bursaspor vs Menemenspor
 12/07/2020 İstanbulspor vs Osmanlıspor FK
 12/07/2020 Keçiörengücü vs Fatih Karagümrük
 12/07/2020 Ümraniyespor vs Adana Demirspor
 19/07/2020 Adana Demirspor vs İstanbulspor
 19/07/2020 Osmanlıspor FK - Balıkesirspor Balıkesirspor ligde deplasmandaki son 5 maçında hiç kazanamadı  Osmanlıspor FK yenilmez
 19/07/2020 Akhisarspor - Keçiörengücü Akhisarspor ligde evindeki son 5 maçında hiç kaybetmedi  Akhisarspor yenilmez
 19/07/2020 Hatayspor - Bursaspor Hatayspor ligde evindeki son 5 maçında hiç kaybetmedi  Hatayspor yenilmez
 19/07/2020 Adana Demirspor - İstanbulspor Adana Demirspor ligdeki son 5 maçında hiç kaybetmedi  Adana Demirspor yenilmez
 19/07/2020 Giresunspor - Altay Altay ligdeki son 10 maçında hiç kaybetmedi  Altay yenilmez
 19/07/2020 Eskişehirspor - Boluspor Eskişehirspor ligdeki son 12 maçında hiç kazanamadı  Boluspor yenilmez
 19/07/2020 Menemenspor - Altınordu Altınordu ligdeki son 5 maçında hiç kazanamadı  Menemenspor yenilmez
 19/07/2020 Fatih Karagümrük - Adanaspor Adanaspor ligde deplasmandaki son 16 maçında hiç kazanamadı  Fatih Karagümrük yenilmez
 19/07/2020 Fatih Karagümrük - Adanaspor Fatih Karagümrük ligdeki son 14 maçında hiç kaybetmedi  Fatih Karagümrük yenilmez
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 18/03/2020 Van Spor 2 - 1 Ergene Velimeşe
 15/03/2020 Bodrumspor 0 - 1 Bandırmaspor
 15/03/2020 Kardemir Karabükspor 0 - 1 Niğde Anadolu FK
 15/03/2020 Ergene Velimeşe 0 - 3 Tuzlaspor
 15/03/2020 Van Spor 0 - 1 Sakaryaspor
 15/03/2020 Sivas Belediyespor 0 - 3 Kastamonuspor
 15/03/2020 Kahramanmaraşspor 0 - 1 Kırşehir Belediyespor
 15/03/2020 Uşak Spor 3 - 0 Elazığspor
 14/03/2020 Etimesgut Belediyespor 1 - 2 Eyüpspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 18/03/2020 Artvin Hopaspor 0 - 1 Sultanbeyli Bld.
 18/03/2020 Yomraspor 1 - 0 Serik Belediyespor
 15/03/2020 Kızılcabölükspor 1 - 0 Erzin Spor
 15/03/2020 Manisaspor 0 - 4 68 Aksaray Belediyespor
 15/03/2020 Serik Belediyespor 0 - 0 Düzcespor
 15/03/2020 Sultanbeyli Bld. 2 - 2 Silivrispor
 15/03/2020 Çatalcaspor 1 - 1 24Erzincanspor
 15/03/2020 Tokatspor 1 - 2 1928 Bucaspor
 15/03/2020 Artvin Hopaspor 2 - 1 Çankaya FK
resmi ilanlar

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI